Tanzimat Dönemi ve Divan Edebiyatı Kasidelerinin Karşılaştırılması

Bu zamanlarda öğrencilerin ençok aradığı ödev olduğu için paylaşmak istedim.

Tanzimat Kasideleri

*Sosyal ve siyasi hayat bilinci var.
*Yazılış amacı sosyal ihtiyaç doğrultusunda yaratılan kavram boşluğunu doldurmuştur.
*Eşitlik,hurriyet,adalet gibi soyut kavramlar için yazılır.
*Mahlas yok.
*Klasik kaside bölümleri yoktur.
*Şiirlerin özel adları vardır.
Ör : Hurriyet Kasidesi , Adem Kasidesi ..vs.

Divan Kasideleri
*Sorgulama yok.Padişah hakimiyeti söz konusu.
*Yazılış amacı devlet büyüklerini övme.
*Konu farkı var.Somut kavramlar için yazılır.
Ör : Baki - Kanuni Mersiyesi , Fuzulu - Su Kasidesi
*Klasik Kaside bölümleri uygulanır.
*Mahlas var.Usluptan belli.
*Şiirlerin özel adları yok redifleri ile anılırlar.

Adsız

12. Sınıf Dil ve Anlatım Kitabı Cevapları



Bu kitap cevaplarının bizimle alakası olmayıp tamamen internetten derlenmiştir.

12.Sınıf Dil ve Anlatım 2010 - 2011 Yeni Müfredat Kitabı Cevapları İçin Buraya Tıklayınız!

sayfa 3
hazırlık çalışmaları

1)Toplumdaki olayların etkisiyle sanatıçının iç dünyasını yansıtma isteği
2)Yazarlar yaşadıkları dönemden etkilenirler.
3)Sanat eselerinin ilerlemede ne kadar önemli olduğunu söylüyor.

Sayfa 8
1)Kişi,yer,zaman,olay
2)Cumhuriyet dönemi yıllarında yazılmıştır.(2. Dünya Savaşı olabili.)Gerçekçiliği yansıtıyor.
3)Kişi kendisini olayın içinde hisseder ama tiyatroda farklı hem görsel hem de işitsel.
4)Dil ötesi işlevinde.Çünlü bu bir sanat metnidir.

3. etkinlik
1)1. metin savaş sonrası halkın çektiği yoklugu anltmıştır.2.metinde zamanın içinde akıp gittiğini,3. metinde realizm hakkın da bilgi vermiştir.
2)Realizm metninde ileti dogrudan verilmiştir.
3)İletisi dogrudan olan metinler sanatsal değillerdir.iletsi dolaylı yoldan olan metinler ise sanatsal metinlerdir.

4. etkinlik
-Kaymaklı tavuk göğsü:dil ötesi(sanatsal)
Realizm:Göndergesel

-Yazılış amaçları farklı olduğundan işlevleri farklıdr.

sayfa 9
5. etkinliği

sıır 1926yılında yanı cumhurıyetın ılanından sonra yazılmıştır. cumhurıyet donemınde saırler anadoluya yonelıse geçiş yapmıslar ve anadoluya yonelerek halkın yasayıslarını dıle getırmıslerdır bu bakımdan saır bulundugu donemden etkılenmıs ve anadoluyu konu etmıstır her eser bulundugu donemın ızlerını tasır umarım ısıne yarar


SAYFA 10
DİLLE GERÇEKLEŞTİRİLEN SANA ETKİNLİKLERİ :
1)ANLATMAYA BAĞLI METİNLER=FABL,MASAL,HİKAYE,ROM AN
2)GÖSTERMEYE BAĞLI METİNLER=TİYARTOa)KOMEDİ,b)TRA JEDİ c)DRAM d)ORTA OYUNU,e)KÖY SEYİRLİK OYUNU.

KENDİNİ COSKUYLA İFADE ETMEYE BAĞLI TÜRLER=ŞİİR

Dille gerçeleştirilen sanat etkinlikleri
Anlatmaya bağlı edebi türler
-Hikaye
-Roman
-Destan
-Masal
-Fabl
Göstermeye bağlı edebi metinler
-Tiyatro
-Bale
-Sinema
Kendini coşkuyla ifade etmeyebağlı türler
-Şiir
-Müzik


SAYFA 11

11.ETKİNLİK-->MASAL=SANATSAL
FIKRA=ÖĞRETİCİ
DENEME=ÖĞRETİCİ
HİKAYE =SANATSAL
FABL =SANATSAL
ELEŞTİRİ=ÖĞRETİCİ
BİYOGRAFİ=ÖĞRETİCİ
ROAMN,ŞİİR ,TİYATRO=SANATSAL

12. etkinlik: yazar sözcükleri bir araya getirir ve onlardan anlamlı cümleler elde eder. Bu cümlelerin içerisine kendi duygu ve düşüncelerini yansıtır. Özgün bir yapıt oluşturur.

13. etkinlik: toplumun zihniyet ve geleneği vardır. Sanatçı bu zihniyet ve gelenekten sanat eserini oluşturur. Sanat eseri de topluma dönerek o dönemin zihniyet ve geleneğini yansıtır.


SAYFA 12
SANATSAL(1.BOŞLUK)

ZİHNİYET(2.BOŞLUUK)
2.SORU=1.DOĞRU 2.YANLIS

3.SORU=C SIKKI

4.SORU=E SIKKI

5.SORU= C SIKKI


SAYFA 13
Şiirsel (1.BOŞLUK)

2.SORU=DOĞRU

3.SORU=B SIKKI

4.SORU=A

5.SORU=D

6.SORU=C Yoğunluk

7.SORU= SORU YANLIŞ

8.SORU=C SIKKI

9.SORU=C SIKKI

10.SORU=A SIKKI

Fabl Konusu ( sayfa 17 18 19 20 21 22 23 24 soruların Cevapları )

1.”Kurt gibi acıkmak,kurt gibi kocamak,it itin ayağına basmaz,kurt puslu havayı sever,itle dalaşmaktansa dağı dolaşmak daha iyidir.” deyim ve atasözlerinde hayvanlara yer verilmesi ahlaki değerlerin insana ait özellikler çevresinde hayvanlarla sembolleştirilmesinden kaynaklanmaktadır.
2.
Çünkü fabllarda düşsel olay ve kişileryardımıyla insanlara özgü davranış,değer,düşünce,ve tutumlar dile getirilir.

İnceleme-
fabl örneği:
Karga İle Tilki
Bir dala konmuştu karga cenapları;
Ağzında bir parça peynir vardı.
Sayın tilki kokuyu almış olmalı,
Ona nağme yapmaya başladı:
“-Ooo! Karga cenapları,merhaba!
Ne kadar güzelsiniz,ne kadar şirinsiniz!
Gözüm kör olsun yalanım varsa.
Tüyleriniz gibiyse sesiniz,
Sultanı sayılırsınız bütün bu ormanın.”
Keyfinden aklı başından gitti bay karganın.
Göstermek için güzel sesini
Açınca ağzını,düşürdü nevalesini.
Tilki kapıp onu dedi ki: “Efendiciğim,
Size güzel bir ders vereceğim:
Her dalkavuk bir alığın sırtından geçinir,
Bu derse de fazla olmasa gerek bir peynir.”
Karga şaşkın,mahcup,biraz da geç ama,
Yemin etti gayrı faka basmayacağına.

SORULARIN CEVAPLARI-

1.
Verilen fablın amacı bir ahlak dersi vermektir.
2.
okuduğumuz fabl lar hakkında;fablda övücü sözlere kanmamak gerektiği düşüncesi aslan,tilki,ve geyiğin yaşadıkları ile somutlaştırılmıştır.
3.
aslan ,tilki birde geyik adlı metindeki olay örgüsü:
.tilkinin aslanın mağarasına gelmesi
.tilkinin geeyiğin yanına gitmesi
.tilki ve geyiğin aslanın yanına gitmesi
.geyiğin kaçması
.tilkinin tekrar aslanın ynına gelmesi
.tilkinin tekrar geyiğin yanına gitmesi
tilki ve geyiğin aslanın yanına gelmesi ve sonunda geyiğin ölmesi
4.
verilen fablda geçen aslan,tilki,geyik,mağara,orman gibi sözcükler somut dünyada gerçekliği olan unsurlardır.fakat bunlar yazar tarafından hayal gücünün de etkisiyle mtinde kurmaca gerçeklik haline dönüştürülmüştür. metinde olay örgüsü bu nedenle gerçeklik taşımamaktadır.
5.
metinde ki kahramanlar aslan,tilki,çobanlar ve geyiktir.aslan gücü,tilki kurnazlığı,geyik de saflığı simgelemektedir.çobaanlar ise yardımcı karakterlerdir.
6.
metindeki mekanlar genel olarak orman ve aslanın mağarasıdır.bu mekanlar metinde olayların geçtiği yerlerdir.fabldaki kahramanlar düşünülünçe mekanla bir birlik sağlandığu görülmektedir.
7.
metinde herhangi bir zaman ifadesi bulunmamaktadır.fakat metindeki -mış lı ifadeler göz önünde bulundurulursa metinin geçmiş bir zamanda kaaleme alındığı söylenebilir.

4.ETKİNLİK-
Aslan, Tilki bir de Geyik adlı Metin öyküleyici anlatım türü ile kaleme alınmıştır.
Bunun dışında yazarın “Dünyada kendini beğenmeyen mi vardır?” ifadesi taartışmacı ve metnin son paragrafı ise yazarın kişisel düşüncesi göstermesi dolayısıyla öznel anlatımada örnek olabilir.
Farklı anlaatım türlerini barındıran metin parçalarını birleştiren unsurumuz ise tema dır.

5.ETKİNLİK-
Metinde ilk dört satır serim.son paragrafa kaadar olan bölüm düğüm.son paragraf ise çözüm bölümüdür. bu bölümler anlam bakımından tema etrafında birleşerek tema yı oluştururlar.

SORU 8 -
Metinde kahramanların simgelendirdikleri durumlar -güç,kurnazlık,saflık-ile hareketleri örtüşmektedir.

6.ETKİNLİK:MEŞE İLE SAZ İKİ KATIR-

meşe ile saz metninin teması görünüşe aldanmak,iki katır metninin teması ise büyük başın büyük belası olur geerçeğidir.
farklı metinlerde aynı temanın işlenmesi,temaanın evrensel olduğun ,değişmez ahlaki değerler ve insana ait özellikler çevresinde yoğunlaştığının göstergesidir.

7. ETKİNLİK TABLO-

AKICILIK -
metin akıcıdır - tilkiyi pek severmiş,onu da yanına çağırıp ahbaplık etmiş.
DURULUK AÇIKLIK-
duru ve açıktır–tilki böyle söyleyince geyik inanıverdi.
YALINLIK-
yalındır-geyiğin tüyleri diken diken olmuştu.
ÖNEMİ:
verilmek istenen iletinin okuyucuya ulaşması açısından çok önemlidir.
9:
dil göndergesel işlevi ve heyecanı dile getirme işlevi ile kullanılmıştır.

8.ETKİNLİK -

İSİM:
aslan,tilki,geyik,korkak, hasret,orman,
ÇEŞİDİ:
basit,basit,basit,türem iş,basit,basit
SIFAT:
tatlı,uzun,şu,kuzu,bir,yaralı
ÇEŞİDİ:
türemiş,türemiş,basit,b asit,basit,türemiş
ZAMİR:
ben,sen,biz,ne,o,bura
ÇEŞİDİ:
basit,basit,basit,basit ,basit,birleşik
AMACI:
metinde kullanılması anlatımın eksiksiz olarak gerçekleşmesidir.

ANLAMA VE YORUMLAMA-


1.fabllar,ahlak dersi vermeyi esas alaan,temaları evrensel olarak blirleyen ve kahramanlarını insan olmayan varlıklardan seçen bir tür olarak özellikle çocukların eğitimi açısından önemlidir.
2.fabl kahramanlaarının insan olması ,fabl ın dikkat çekici özelliği olan sembolizasyonun sebep olacağından dikkat çekiciliği azaltacaktır.
3.fabllarda,çizgi film ve animasyonlar arasında insan dışındaki varlıkların kahraman olmaları yönüyle ilgili kurulabilir.fakat tema bakımından günümüzde böyle bir ilgi tam anlamıyla kurulmaz.

9.ETKİNLİK-

İstediğiniz herhangi bir temada fabl yazabilirsiniz. Fablınızı yazarken seçeceğiniz kahramanların neyi temsil ettiğine dikkat ediniz.
10.ETKİNLİK-

Fabllardan aldığınız öğütleri poster haline getirirken temaların evrensel olduğunu unutmayınız.
11.ETKİNLİK-

Fabl:

Bir tür küçük öyküdür. Olaya dayalı bir anlatımı vardır. Hayattan alınan küçücükkesitler, hayvanlar ya da bitkiler arasında geçmiş gibi anlatılır. Bugün daha çok çocuk edebiyatında yer alan fabllerin, toplumu eğitici; örneklendirme ile kötü davranışlardan caydırıcı özelliği ile eskiden büyükleri eğitmede de anlatıldığı sanılmaktadır.
Fabllerde soyut konular, olay plânıyla hem somutlaştırılarak hem de hareket kazandırılarak işlenir. Olaylar bizi güldürürken eğitir. İnsanlar arasında geçen iyi-kötü, cesur-korkak, dürüst-ikiyüzlü, gözü tok-aç gözlü… vb. çatışmalar; bu niteliklerinyakıştırıldığı hayvan kahramanlar arasında geçmiş gibi gösterilir.Fablin de dört ögesi vardır; kişiler, olay, zaman, yer.
Dünyanın en ünlü fabl yazarları Ezop ve Jean de La Fontaine’dir. Ezop’un fablları İ.Ö. 300 yılında derlenerek yazıya geçirilmiştir. ABD’li James Thurber ve İngiliz George Orwell çağdaş fabl yazarlarıdır.
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1
……kişileştirme ve konuşturma…..
……Beydaba,Aisopos,Lafonta ine….
2.
D-D
3.
D
4.
D
5.
C
6.
A
7.
D
8.
D
9.
A

Masal Konusu ( sayfa 25 29 30 31 32 33 34 35 36 Etkinlikler ve Soruların cevaplar )
HAZIRLIK ÇALIŞMASI

1. Soru: “Dev, cin, peri, Zümrüdüanka, Kafdağı” kelime ve kelime grupları size neleri çağrıştırmaktadır?

Cevap:Bu kelime ve kelime gurupları olağan üstü varlıkla efsanevi bir dağı çağrışmaktadır.
2. Soru:Okuduğunuz veya seyrettiğiniz, içinde olağanüstü olaylar ve varlıklar bulunan bir eser sizi nasıl etkiler? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

Cevap:İçinde olağan üstü olaylar ve varlıklar bulunan bir eser.hayal gücümüze de hitap ettiğinden bizi heyecanlandırır.
İNCELEME
1:
masallar olay örgüsü,kişiler,zaman ve mekan unsurlarından oluşturduğu bir yapıya sahiptir.masallardaki olaylar,kişiler ve mekanlar olağanüstü niteliklere sahiptir ve çoğu zaman hayali bir özellik göstermektedir.zaman ise belirsiz bir dilimdir.masallarda iyi-kötü,haklı-haksız gibi zıtların birlikteliği ve çatışması söz konusudur.halk masalları anonim bir özellik gösterir ve kuşaktan kuşağa sözlü gelenekle aktarılır.
2:
olay örgüsü
-padişahın karısının ölmesi
-padişahın kara vezirin kızıyla evlnmesi
-kara vezirin kızının padişahın kızına kara sürmesi
-kara vezirin kızının üç şehzadeyi kuşa çevirmesi
-padişaahın kızının ,kardeşlerini bulmaya gitmesi ve onlarla buluşup dağların ötesinde bir yere uçması
-padişahın kızının iyileşmesi ve rüya görmesi
-bir padişah oğlunun sedef kızı görüp saraya götürmesi
-sedef kızın öldürülmek istenmesi
-üç şehzadenn insana dönüşmesi
-sedef kızın padişahın oğluyla evlenmesi
masaldaki bu olay örgüsü,masalın yapısını oluşturan temel unsurdur.
6.ETKİNLİK
sedef bacı adlı masalın birinci paragrafı serim,diğer parağraflar düğüm,son üç parağraf ise çözüm bölümüdür.
7.ETKİNLİK
sedef masalında ki karşılaşmalar
-sedef bacının karaa vezirin kızıyla karşılaşması
-sedef bacının padişahın oğluylaa karşılaşması
——masallardaki karşılaşma ve çatışmalar,masalların vermek istedikleri iletiyi okuyucu veya dinleyiciye ulaştıran,onun ilgisini ve dikkatlerini ayakta tutan ve masalın yapı unsurlarının birleşmesine yardımcı olan en önemli unsurdur.
8.ETKİNLİK
masaldaki kahramanlar
iyi-kötü
haklı-haksız
güzel-çirkin
yardımcı-saldırgan
korkak-cesur
dürüst-hilekar
cimri-yardım sever
bahtlı-bahtsız
şeklinde sınıflandırılır.bu ifadeler insana özgü durumları ifade etmektedir.
SORU3:masaldaki mekanlaar:saray,dağ,diğer saray,has bahçe.bu mekanlar masalda olayın geçtiği yer ler olarak karşımıza çıkmaktadır.
10.ETKİNLİK
sedef baacı masalında bir varmış bir yokmuş ,altı ayla bir göz,şafak sökerken,sabah sabah,akşam üstü,bir gün,gün akşam olmadan,o akşam,kırkgün kırk gece, gibi belirsiz zaman ifadeleri vardır.bu ifadeler saat ve takvimle ölçülebilen zamandan farklı olarak masalın olağan üstü durumuna katkıda bulunmaktadır.

SAYFA 32
SORU4: Sedef bacı masalında herşeyi bilen vee herşeye hakim olan ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcı bulunmaktadır
11.ETKİNLİK
Masalı istediğimiz bir yaşam biçimi ve insan ilişkisi üzerine kurduğumuzda olağan üstü unsurların kalkacağını unutmamalıyız.Bu sebeple masallar özgün halleriyle gerçeklik taşımazlar.

12.ETKİNLİK
sedef bacı masalı tekerlemeyle başlayıp yine tekerlemeyle bitmiştir.bu özellik masalların okuyucu ya da dinleyici karşısında dikkat çekmesini sağlar.
SORU5
Sedef Bacı masalında öyküleyici beetimleyici ve olağaan üstü durumların nlatıldığı kısımlarda fantaastik yani düşsel anlatımdan yararlanılmıştır.

SORU 6:
Masalda göndergesel işlev hakimdir.

7:Masallar olağanüstü,kişiler,zaman,ve mekandan oluşan bir yapıya ve belirli bir temadan etrafında birleşen brimlere sahip olmaları dolayısıyla sanat metni özelliği gösterrler.
13.ETKİNLİK
-babasının bile gözünden düşüp ocak başına aattırmış onu.(nesne ekskliği)
-ya dağ dağ dolaaşır bulurum ya da araya araya yollarında ölürüm.(özne eksikliği)
cümlelerin düzeltilmiş halleri:
-bu iftira,babasının bile gözünden düşüp ocak baaşına attırmış onu.
-ya dağ dağ dolaşır bulurum onları yada araya araya yollarında ölürüm

14.ETKİNLİK
sedef bacı metnimiz akıcı-duru-açık ve yalındır

15.ETKİNLİK
İSİM-deve,pire,padişah,telek,çam,gö l
SIFAT-on parmak,yağlı kaara,değme saray,üç kuş,bahtı kaara kız,üvey ana
ZAMİR-böyleeleri,onlar,sen,o,biz,bu
ZARF-araya araya,o gün,döne döne,ortalık kararınca,sütten ak,sudan pak

ANLAMA VE YORUMLAMA
1.masllar özellikle çocuk eğitiminde onlaara ahlaki değerleri kazandırmada kullanılabilecek önemli bir araçtır.
2.çocukların hayal dünyasının zenginli masallardaki olağaan üstü durumlaar ve kişilerin varlığı,onların masallara ilgi duymalaarına ve hayal dünyasında güzel bir yolculuk yapmalarına sebep olduğu için tüm dünyadaki çocuklaar masalları sevmektedir

16.ETKİNLİK
FABL - MASAL

BENZERLİKLER FARKLILIKLAR
düşsel olaylar vardır————-olay————-olağan üstü olaylar vardır.
insan dışındaki varlıklardır——–kişi—————-olağan üstü kişilerdir.
belirsiz zaman vardır————-zaman———-belirsiz zaman vardır.
hayali mekanlar vardır———mekan———-hayali,olağan üstü mekan.
hakim anlatıcı vardır————anlatıcı———-hakim anlatıcı vardır.

19.ETKİNLİk
(Masal)

Olağanüstü öğe, kahraman ve olaylara yer veren öykülerdir. Masal terimi öncelikle, Sindirella, Çizmeli Kedi gibi sözlü geleneğin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama sözlü gelenekle ilişkisi olmayan edebi yönü ağır basan bazı eserler de bu türün içinde yer alır. Halk masalları 4 temel grupta toplanır. Hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, güldürücü öyküler, zincirlemeli masallar.
Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. Lafontaine masalları bu türün en güzel örnekleridir. Şeyhi’nin Har-name adlı eseri de Divan edebiyatındaki hayvan masalları türüne görmek gösterilebilir.
Olağanüstü masallarda, olağan varlıkların yanı sıra cin, peri, dev, ejderha gibi olağanüstü varlıklara da yer verilir. Gerçekçi masalların başlıca kahramanları ise padişahlar, vezirler, prenses ve prensesler, zenginler, hırsızlar ya da haydutlar gibi gerçek hayattaki kişilerdir.
Güldürücü masallar okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır.

ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1:…….iyi-kötü ve haklı-haksız
:…….tekerleme……..
:……belirsiz……..
2: D………..D………..D……….Y……..
3:A
4:E
5:E(ESTETİK- BASİT SÖZCÜK)
6:B



Sayfa 37 ile 63 Arası Hikaye(Öykü) Konusu Cevapları

1.
"Herkesin bir hikayesi vardır" sözü, insanın başından geçen bir olayın, belirli bir zaman ve mekanda yaşandığını ifade etmektedir. Ki insanoğlu yaşamı boyunca hem yaşadıkları hem de yaşattıklarıyla yaşamın içinde var olur.


2. Etkinlik
Halk hikayesi örneği: Kerem ile Aslı
Maupassant Tarzı Hikaye Örneği: Pembe İncili Kaftan
Çehov Tarzı Hikaye Örneği: Yoldan Geçen Öykü
Ben merkezli hikaye örneği: Sinağrit Baba


4. Etkinlik
Hikaye Türünün Tarihsel Gelişimi

“Hikâye”, Türk kültür tarihinde en azından bin yıllık geçmişe sahip köklü ve yaygın bir kelime. Asırlardan beri, giderek zenginleşen bir mânâ çemberi içinde, dilimizde hem kelime hem de kavram olarak kullanılmış ve kullanılmakta. Arap dilinin “hakave” kökünden türeyen kelimenin Türkçe’ye İslâmiyet sonrası dönemde girdiğini tahmin etmek zor değil. İtiraf edelim ki, onun koltuğuna oturtulmak istenen “öykü”nün, zihnimiz, dilimiz, kulağımız ve gönlümüzde aynı derinlik, zenginlik, berraklık ve sıcaklığa sahip olduğunu söylemek, iki yüzlülük olacak.

“Hikâye” kelimesinin mânâsı hakkında lügat sahipleri şu açıklamalarda bulunuyorlar:

“Bir söz ve haberi nakl ve rivayet eylemek, bir nesneye benzetmek, bir kimseyi fiilen yahut kavlen taklit eylemek, bir kimseden bir kelam nakleylemek, düğümü çözüp muhkem eylemek.” (Âsım, Kâmûs Tercümesi)

“Nakletme, bir vak’a ve sergüzeşti sırasıyla anlatma, rivayet; hakikî veya uydurma ve ekseriya hisse kapmağa mahsus sergüzeşt ve vukuât; kıssa, mesel, roman.” (Şemsettin Sami, Kâmûs-ı Türkî)

“Nakletme, anlatma; bazı vukuâtın heyet-i mecmuası; fıkra, roman.” (Muallim Nâci, Lügat-i Nâci)

“Bir hâdisenin sûret-i vukuunu etrafıyla anlatmak ve söylemek, nakl ve rivâyet etmek; bir hâdise hakkında söylenen sözler, nakl, rivayet; hakikî veya hayalî bir vak’aya dair söylenen gülünç veya şâyân-ı itibar sözler; kıssa, masal, roman.” (Hüseyin Kâzım Kadri, Türk Lügati)

“Nakl, beyân-ı rivayet. Sergüzeştîn-i hikâye. Hikâye-i macera. Hikâye-i hâl, masal. Roman ki sahih veya gayr-i sahih bir vak’ayı şâmil makale, kitap.” (Ebüzziya Tevfik, Lügat-i Ebüzziya)

“Anlatma, roman, masal, olmuş bir hâdise” (Ferit Develioğlu, Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügat)

“Az çok ayrıntıları verilerek anlatılan olay; baştan geçen bir olayı anlatma; belli bir zaman ve yerde az sayıda kişinin başından geçen, gerçeğe uygun birtakım olaylar anlatan ya da birkaç kişinin karakteri çizilen roman türünden kısa yapıt, öykü; aslı olmayan söz.” (TDK, Türkçe Sözlük)

“Olmuş veya olması mümkün olayları yazılı veya sözlü olarak anlatma; bu şekilde anlatılan olay, mesel, kıssa; anlatma, nakletme; olmuş veya olması mümkün olayların anlatılması esasına dayanan edebî tür; boş, gereksiz laf, uydurma.” (D. Mehmet Doğan, Büyük Türkçe Sözlük)

Lügatlerdeki açıklamalara dikkat ettiğimizde, “hikâye”nin kelime anlamı kadar kavram anlamı üzerinde de durulduğu ve yer yer bir edebî tür çerçevesi içinde tarif edilmeye çalışıldığını görürüz. Ancak tarif edilmeye çalışılan türün, günümüz okuyucusunun zihnindeki hikâye ile örtüştüğünü söylemek zor. Zira kelime veya kavramın açıklaması/tarifinde birden çok edebî tür/formun ismi zikredilmekte ve bunlar onunla müteradif olarak görülmektedir. O zaman, hikâye üzerinde konuşulurken dikkatlerden uzak tutulmaması gereken önemli bir husus; kelimenin kültür tarihimizde; “tarih, destan, kıssa, masal, mesel, menkıbe, rivayet, lâtife, fıkra, hurafe, roman, öykü, anlatı, benzetme” mânâlarında da kullanılmış olmasıdır. Söz konusu kullanımlardan “destan”, “kıssa”, “masal”, “menkıbe”, “lâtife”, “fıkra”, “öykü” ve “roman”nın bugün ayrı birer tür; “tarih”in ise sosyal bilim dalı olarak kabul edildiği herkesin malumudur.

Sanırım bu durum, hikâye kavramının kapsam alanı hakkında bize önemli ip uçları verecektir. Bunların başında da, insanoğlunun “dil”i veya “söz”ü kullanım tarzlarının başında, “tahkiye” veya “tahkiyeli ifade”nin yer aldığı gerçeği gelir. Bizim için daha da önemli olan ip ucu ise, -kültürümüzdeki genel ve geniş mânâsıyla- hikâyenin, edebiyat sanatının iki ana “form”undan birisini karşılamış olmasıdır. Kavram, böyle bir değeri, hem sahip olduğu tarih hem de edebiyat sanatı içindeki yeri ve öneminden elde etmektedir. Zira hikâye, -adı farklı da olsa- gerek Türk edebiyatı, gerekse diğer milletlerin edebiyat tarihlerinde köklü bir geçmiş ve geniş bir alana sahiptir. Söz konusu tarih, “mit” veya “destan”lara kadar götürülebilecek[1]; kapsam alanı ise, bütün milletlerin edebiyatlarının en az yüzde ellisini teşkil edebilecektir. O zaman, insanın söz sanatlarını keşfetmesinden bugüne, duygu, düşünce, hayal, intiba ve yaşadıklarının estetik ifadesinde, büyük ölçüde hikâye formunu tercih ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Tabiî ki bu tercih, sanatkâr açısından olduğu kadar okuyucu/dinleyici açısından da geçerlidir. İnsanoğlu, tarihin her devrinde ve dünya coğrafyasının her meskûn mahallinde hikâye anlatmış, dinlemiş veya okumuştur. Kaynağı ilâhî olan kitaplarda bile, mesajın sık sık hikâye formuna yüklenilerek takdim edilmiş olduğunu hatırlatmaya bilmem lüzum var mı?

O zaman hikâye, bugün “öykü”de ifadesini bulan tek bir türün değil, “mit”ten “modern hikâye” veya “roman”a kadar uzanan türler manzumesinin “genel” adıdır. Bu itibarla o, âdeta yüzyıllardan beri edebiyat deryasını gür sularıyla besleyen ana ırmaklarından birisidir. Tabiî ki, bu ırmağın insanlık tarihiyle yaşıt sergüzeşti boyunca suyunun hızı, miktarı, akış tarzı, rengi, kokusu, tadı ve kendisine farklı mesafe ve miktarlarda katılan kolları değişmiştir. Daha da önemlisi, onu besleyen pek çok kol, aynı vadide kalmasına rağmen, zaman içinde kendi başlarına var olma serüveni yaşamıştır.

Böyle bir formu, böylesi geniş bir kapsam ve tarihi içinde kucaklamaya kalkışmanın pek kolay olmadığını, sanırım herkes kabul eder. O sebeptendir ki bu yazı, yazarının, hikâyenin kültür tarihimiz içinde kazandığı en genel ve geniş mânâsından “öykü”nün daracık mânâsı arasında yaşadığı serüven dünyasındaki zihnî gezintisini ihtiva eden bir “deneme”dir. Zira form üzerinde, bütünü kapsayıcı birtakım teorik açıklamalarda bulunabilmek veya ona ait kriterlerden söz edebilmek, onu tarihi ve bu tarih içinde söylenmiş/kaleme alınmış bütün örnekleriyle birlikte kucaklamayı zarurî kılar. Unutmamalıdır ki teori, çoğu zaman pratikten yola çıkılarak kurulur. Dolayısıyla edebiyat teorisyeni, edebiyat tarihi, edebiyat tenkidi, mukayeseli edebiyat ve -belki de en önemlisi- bizzat edebiyat eserine muhtaçtır.

Edebiyat “bilim”iyle uğraşanların öncelikle şu gerçeği bilmesinde büyük fayda var: Genel veya bugünkü dar anlamıyla hikâye, diğer bütün edebî form veya türlerde olduğu gibi, tarihi içinde, dinamik bir oluş veya oluşum süreci yaşamıştır. Bir başka ifadeyle o, değişerek gelişmiş veya gelişerek değişmiş; bu esnada da pek çok edebî türle iç içe olmuş ve birçok yeni türe “analık” etmiştir. Değişimin sürekliliği, “tek” ve “donmuş” bir hikâye formundan bahsetmeyi imkânsız kılmaktadır.

Aslında bu durum, bütün sanat dalları ve bunların alt formları için de geçerlidir. Zira sanatın en temel ilkesi, yaratıcılık’tır. Her bir yaratma da, kendisiyle başlayıp yine kendisiyle biten ayrı birer olgudur; tekrar edilemez. Sanatın diğer temel ilkeleri olan ferdîlik ve orijinallik de, büyük ölçüde yaratmanın söz konusu mahiyetinden kaynaklanır. Söz konusu yükümlülüklerin insanı olan sanatkâr, kalemi eline aldığında, “gelenek”in birtakım hazır kalıplarıyla karşı karşıya kalır. Bu noktada o, ne bütünüyle geleneğe esir, ne de ondan büsbütün âzâdedir. Sözün kısası; sanatı ve sanat formlarını kesin bir standardizasyona tâbî tutup dondurmak, mümkün olmadığı gibi, onun tabiatına da aykırıdır. Bize düşen, bahis konusu formun “edebî gelenek” içindeki iç ve dış yapısında yaşadığı değişim ve dönüşümleri ana çizgileriyle tasvir etmektir.

Kabul etmek gerekir ki hikâye, tarihinin her döneminde veya her toplumun edebiyatlarındaki örneklerinde, öncelikle anlatma fiili üzerine kurulmuş bir edebî formdur. “Anlatma”, “hikâye etme” veya “tahkiye”, onun en temel alâmet-i fârikasıdır. Nitekim lügatler, hemen hemen istinasız bir biçimde “nakl/nakletme, rivayet, anlatma, anlatı, tahkiye” vurgusunda bulunurlar. Kelimenin kavram olarak tarif denemelerinde de durum bundan pek farklı değildir.

Aslında edebiyatın kendi içindeki “form/tür”leri, çok büyük ölçüde dil malzemesinin, -sosyal, kültürel ihtiyaç ve kabuller istikâmetinde- farklı biçim veya tarzlarda kullanılması ve kurgulanmasından doğarlar. Bir başka ifadeyle türler, geleneğin sanatkâra sunduğu, okuyucunun da yakından âşina olduğu kurumlaşmış estetik vasıta ve değerler bütünüdür. Zira edebiyat, “dil”le yapılan bir güzel sanattır. Onu diğer güzel sanat dallarından ayıran en önemli özellik de, malzemesinin dil olmasıdır. “Edebî türler teorisi bir sıralama prensibidir. Bu teori edebiyatı ve edebiyat tarihini zaman, yer, dönem ve millî dil gibi unsurlara göre değil fakat özellikle edebî kuruluş veya yapı çeşitlerine göre sınıflandırılır.[2]

Bu gerçeği Türkiye’de ilk defa açıklıkla edebiyat bilimi ile uğraşan akademik çevrelerin gündemine getiren Prof. Dr. Şerif Aktaş, edebiyatın kendi iç tasnifinde veya form/türlerinin tespitinde dilin kullanma ve kurgulanma tarzlarının esas alınmasını teklif eder.[3] Çünkü edebî eserin konusundan veya yine onun tâlî birtakım şekil özelliklerinden yola çıkarak edebiyat form/türlerini izaha kalkışmak, edebiyat bilimcisini yarı yolda bırakacaktır.

Şerif Aktaş’ın yaklaşımına göre, “destan”, “kıssa”, “masal”, “menkıbe”, “halk hikâyesi”, “mesnevî”, “fıkra”, “öykü” ve “roman”, edebiyatın Anlatma Esasına Bağlı Eser/Türler grubunu teşkil ederler.[4] Söz konusu eser/türlerde dil, bir şeyleri anlatma, hikâye etme, nakletme istikâmetinde kullanılır. Dolayısıyla adı geçen eser/türleri, Gösterme Esasına Bağlı Eser/ Türler (tiyatro) ve Coşkulu Anlatım Tarzına Bağlı Eser/Türler’den (şiir, mensur şiir) ayıran en temel nitelik, dili kullanma ve kurgulama biçimi/tarzıdır.

Bu sebeple anlatma, ilk önce hikâyeyi, “tiyatro” formundan kesin olarak ayırır. Çünkü tiyatronun en belirgin ve vazgeçilemez niteliği, “gösterme/sahneleme” esası üzerine kurulmuş olmasıdır. Şahıs kadrosunun yaşadığı olaylar, sahnede bire bir gösterilir veya temsil edilir. Dolayısıyla tiyatro, hikâye gibi anlatmaz, gösterir, sahneler. Bununla birlikte hikâye de zaman zaman gösterme/sahnelemeden faydalanabilir. Özellikle konuşma/diyalog ve “modern hikâye”de gördüğümüz dramatizasyon, hikâyeyi belli ölçüde tiyatroya yaklaştırır. Ancak bir hayli sınırlı olan bu gösterme, hiçbir zaman tiyatro seviyesine ulaşamaz.

Kısacası; uzun tarihi içinde anlatma esasına bağlı bütün eser/türleri kucaklamış olan hikâye anlatır, nakleder ve tahkiyede bulunur. Onda dil, temelde anlatma, hikâye etme ve nakletme çerçevesinde kullanılıp kurgulanır. Her devir ve toplumun hikâyeciden beklediği; gösterme, yorumlama, açıklama, ispatlama, tasvir ve tahlil etmesi değil; anlatma ve hikâye etmesidir.

Bu noktada ikinci bir soru ile karşılaşırız; “Hikâye, ne veya neyi anlatır?” Kabul etmek gerekir ki, bütün güzel sanatların ve tabiî olarak edebiyatın hem kaynağı hem yaratıcısı hem konusu hem de hitap ettiği biricik odak merkezi “insan”dır. Edebiyatın bir alt birimi olan hikâyenin kaynağı ve konusu da, elbette ki insan olacaktır. İnsanın duyguları, düşünceleri, hayalleri, intibaları, yaşadıkları, içinde yaşadığı hayat (bu hayatın insanları ve olayları) ve buna duyduğu tepkiler. Bu noktada hikâye, -yukarıda vurgulanan anlatmayı esas alması dışında- gösterme ve coşkulu anlatım tarzına bağlı eser/türlerle müşterektir. Zira edebî eser/türler için bir konu sınırlaması getirilemez veya edebî olan-olmayan şeklinde bir konu tasnifi yapılamaz. Dolayısıyla insanı merkez alan veya onu şu veya bu şekilde ilgilendiren her konu, edebî eserin malzemesidir. Daha da önemlisi, sanat veya edebîlik, anlatılanda değil, anlatma/söyleme tarzında kaynağını bulur.

O zaman sorumuzu biraz daha açmak zorundayız. “Hikâye ne veya neyi, nasıl anlatır?” Bu soru bizi, bir taraftan türün dil ve üslûbuna götürürken; bir taraftan da iç yapısına ve iç yapısını teşkil eden temel yapı unsurlarına götürecektir.

Hikâye, olay/olaylar’ı anlatır. Bizim de içinde yaşadığımız dünyada yaşanmış, yaşanabilir veya bütünüyle hayal mahsulü olay/olaylar. Formun iskeletini, sanatkârın belli bir düzen içinde kurguladığı ve adına olay örgüsü veya vak’a zinciri dediğimiz, olay/olaylar teşkil eder. “Destan, masal, halk hikâyesi, hikâye ve romanda vak’a asıl unsurdur, diğerleri vak’anın etrafında birleşerek eseri vücuda getirirler. (...) Vak’ayı yok saydığımızda, bu vadiye giren edebî nevilere ait eserlerden bir yığın söz kalır.”[5]

İnsanoğlunun hikâyeye bu kadar ilgi duyması ve onu sevmesinin sebebini bu noktada çözümleyebiliriz. Temelde yatan faktör, "merak"tır. "Ne olmuş?, Nasıl olmuş, Neden olmuş?, Sonra ne olmuş?” sorularında barizleşen insanın merak duygusu, onu hikâyeye götürür. Merak duygusu, çoğu zaman onun “hoşça vakit geçirme” arzusuna hizmet etmiş ve etmektedir. “Tahkiyeli ifadede asıl mesele ilgi, merak ve tesir uyandırabilmektir. Bunların sağlanması için bir ana vak’a ve onun parçaları olan olaylar düzenlenir.”[6] Ancak söz konusu sorular ve sanatkârın bunlara verdiği cevaplar, alelâdelik veya basit bir merakın sâiki ve cevabı olmaktan kurtuldukça, ciddî mânâda “gerçek”in kapılarını aralamaya başlar. İnsanın bizzat kendisi ve kendisini kuşatan hayata dair gerçekler.

O zaman hikâye için, insanın merak duygusunun var ettiği ve sonu kimi zaman hoşça vakit geçirmeye, kimi zaman da mutlak gerçek’e çıkan sorular yumağına, olayların estetik kurgusu ve anlatımıyla cevap bulma/verme gayretinin ürünü olan edebî türdür, tarzında bir tarif getirebiliriz.

Eğer hikâyede olay örgüsünden bahsediliyorsa, elbette bunları yaşayan veya var eden insan veya insan hüviyetindeki varlıklara; yani şahıs kadrosuna ihtiyaç duyulacaktır. Zira olay/olayların kendiliğinden oluşmasını beklemek, fizik kanunlarına aykırıdır. Üstelik hikâyenin konusunun insan olduğu gerçeğini bir kere daha hatırlayalım. Unutmayalım ki, olay örgüsüne anlam ve değer kazandıran insandır. Bu sebeple hikâyede amaç olay örgüsü değil, insan ve onun meseleleridir.

Hikâye formunun vazgeçilemez unsurları durumundaki olay örgüsü ve şahıs kadrosu, -sadece isimden ibaret bile olsa- belli bir mekân ve zamana ihtiyaç duyacaktır. Olayların sahnesi durumundaki reel veya irrel bir mekân ve şahıs kadrosunun bahis konusu olayları içinde yaşadığı reel veya irrel bir zaman. Böylece hikâyenin iskeletini oluşturan temel unsurlar tamamlanmış olur; yani olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân ve zaman her tür hikâyenin iskeletini teşkil ederler. Bu noktada genel mânâdaki hikâyenin ilk tarifine ulaşmış oluruz. Hikâye; belli bir zaman ve mekân bağlamı içinde, belli bir şahıs kadrosunun yaşadığı olay/olayları anlatan tahkiyevî bir edebî formdur.

Söz konusu temel unsurlara ilave edilmesi gereken çok önemli bir başka unsur daha vardır ki o, anlatıcıdır. Formun üzerine oturtulduğu anlatma fiilini gerçekleştirecek olan anlatıcı. Sözlü dönem hikâyesinin anlatıcısı, etiyle kemiğiyle dinleyici karşısındaki insandır; fakat yazılı dönemin hikâyesinde, gerçek insan anlatıcının yerini itibârî anlatıcı almıştır. İtibârî anlatıcı, -biz kendisini görmesek de- kimi zaman itibârî dünyanın tanrısı yetkileriyle donatılmış olarak, kimi zaman da şahıs kadrosundan herhangi biri olarak okuyucu/dinleyici karşısına çıkar. Kendine has bakış açısı ve tercihleri çerçevesinde hikâyesini anlatır. Dolayısıyla anlatıcının olmadığı bir zeminde hikâyeden bahsedilemez.

Yukarıda belirtilen ve her nevi hikâyenin iskeletini teşkil eden unsurların (olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân bakış açısı ve anlatıcı) mahiyetleri, gerçekle olan ilişkileri, hacimleri, kurgulanış tarz ve esasları, türün tarihi boyunca kültür, medeniyet, sanat anlayışı ve sanatkârlara göre, farklılıklar arz etmiştir. Söz konusu farklılıklar, bir taraftan hikâyenin tarih içindeki değişik görünümlerini belirlerken, diğer taraftan da anlatma esasına bağlı eser/türlerin oluşumuna zemin hazırlamıştır. Meselâ; “masal” veya “destan”ın anlattığı olayların gerçekliği ile “modern hikâye” ve “roman”ın anlattığı olayların gerçekliği arasında büyük fark vardır. Yine “masal” ve “modern hikâye” ile “destan” ve “romanın” olay örgülerinin hacimleri arasında çok açık orantısızlık söz konusudur. “Destan” ve “masal”ın anlatıcısı, içimizden birisi; “modern hikâye” ve “roman”ın anlatıcısı ise itibarî bir varlıktır.

Ancak ortak olan taraf, yazar veya toplum muhayyilesinin (anonim eserler) söz konusu unsurlarla giderek belirginleşen itibârî (fiktif) bir dünya kurmuş olmasıdır. Yani, içinde yaşadığımız dünyadan derlenen malzemenin, belli bir seçme, ayıklama ameliyesinden sonra, sanatkârın zihnindeki konuya uygun ve estetik bir biçimde yeniden kurgulanması. Dolayısıyla hikâye bize, her zaman itibârî bir dünya sunar. Bu dünyanın insanları, olayları, mekânları ve zamanı, içinde yaşadığımız dünyadakilere benzemekle birlikte gerçekte onlardan farklı ve başkadırlar. Hikâyeyi, “tarih”, “hatıra” “biyografi” ve “otobiyografi”den ayıran temel farklılık da buradadır. Ayrıca itibârîlik, bütün eserlerin edebîliği noktasında, olmazsa olmaz değerlerden birisidir. Sanatkârın başarısı, kendisinin veya başkalarının yaşadıklarını, bire bir taklit etmesinde değil, bunlardan hareketle zihnindeki konu/temaya uygun, son derece tutarlı ve estetik bir itibârî âlem yaratabilmesindedir.

Bu noktada hikâyenin, “şiir”den çok açık biçimde ayrıldığını söylememiz gerekir. Zira hikâyeci konu, tema ve mesajı, şairin yaptığı gibi doğrudan doğruya ve direkt olarak ortaya koyamaz. Konu, tema ve mesajını, yukarıda belirtilen temel unsurlara yüklemek mecburiyetindedir. Dolayısıyla hikâyedeki olaylar, şahıslar, mekânlar ve zaman, gerçekte sanatkârın zihnindeki konu, tema ve mesajın somutlaştırılmasında birer figür veya semboldür. Söz konusu durum, bütün anlatma esasına bağlı eser/türler gibi, hikâyenin de önemli ölçüde sembolik bir form olduğu gerçeğini hatırlatır. Ondaki sembolik yapı, “masal” ve “mesnevî”lerimizde kendini çok daha açık biçimde ifşa eder. Demek ki hikâyede konu, tema ve mesaj, olay örgüsü, şahıs kadrosu, mekân ve zaman unsurlarının kurgulanmasından doğan itibârî dünyanın bütününe yüklenmiş veya bütün içinde gizlenmiştir. Yani direkt olarak değil, endirekt olarak okuyucunun zihni ve sezgisine bırakılmıştır. Hâlbuki şair, duygu, hayal, düşünce ve intibalarını doğrudan doğruya dile döker, açıklar, yorumlar, izah eder. (Burada söylemek istediğimiz; şiirin imajlarla yüklü fiktif dünyasından öte bir husustur.)

Ayrıca şiirde çok büyük ölçüde kendi ruh dünyasının üzerine kapanan sanatkâr, hikâyede dikkatini daha çok içinde yaşadığı hayat ve bu hayatın insanları üzerinde yoğunlaştırır. “Hikâyeciler, şairlerin aksine, kendi ‘ben’lerinden çok ‘başkaları’ndan bahsederler. Bilhassa ‘insanlar arasındaki anlaşmazlık ve çatışma’ hikâyede önemli bir yer tutar. (...) Dikkatini kendi ‘ben’inden çok başkalarına yönelten hikâyeci, insanı anlamağa çalışan psikolog, sosyolog veya filozofa yaklaşır. Öyle sanıyorum ki hikâyeci, insanı ilim adamlarından daha iyi anlar. Çünkü onun konusu ‘genel’ olarak insan değil, ‘özel’ olarak insandır, yani ‘şahsiyet’ ve ‘fert’tir. ”[7] Dolayısıyla hikâye, şiire göre daha objektiftir. Şiir ise sübjektif ve lirik. Hikâyeci, şairin sübjektifliğini olabildiğince geri plâna itmek durumundadır. Nitekim hikâyeci, itibârî anlatıcı vasıtasıyla yavaş yavaş kendisi ile eseri arasındaki göbek bağını koparmış; koparmak zorunda kalmıştır. Ayrıca hikâyenin dili çoğunlukla mensur; şiirinki ise çoğunlukla manzumdur.

Hikâye formunun geneli üzerinde konuşurken belirtilmesi gereken önemli bir başka husus; doğu (özellikle İslâm kültür ve medeniyetine mensup milletler) ve batı (Antik Yunan-Lâtin kültür ve medeniyetinden hız alan pozitivist zihniyet yapısına bağlı milletler) hikâyelerinin birbirinden farklı olduğu gerçeğidir. Bunun arkasında Tanrı, varlık ve insan anlayışındaki farklılıklar; dolayısıyla buna paralel olarak şekillenen sanat anlayışındaki farklılıklar mevcuttur. Sonunda da mimesis ve tecrit kavramlarıyla özetlenebilecek iki ayrı sanat veya yaratma tarzı ile karşı karşıya geliriz. Bilindiği gibi batı, ta Eflâtun ve Aristo’dan bugüne olan sanatı ve bu arada hikâyesini, haricî âlemin “taklit”i veya “yansıtma”sı esası üzerine inşa eder. Pozitivist zihniyetin gelişmesine paralel olarak da bu yaklaşım tarzını, gerçeğin sebep-sonuç ilkesi dâhilindeki bire bir taklidi/yansıtılmasına kadar götürür.

Hâlbuki doğu hikâyesi ve sanatı, böyle bir anlayıştan; yani “görünen ve “olan”ın salt dış görüntüsünü yansıtmak veya taklit etmekten uzaktır. Doğuda hikâyeci, görüneni/olanı değil, bunun arkasındaki “öz”e ulaşma amacındadır. Dolayısıyla haricî âlemin görünen kabuğunu aşarak arkasındaki öze ulaşmak ister. Zira onun için asıl hedef “kesret” değil, “vahdet”tir. Bu sebeple doğu hikâyesinde sembolik yapı çok daha belirgin ve esastır (Hüsn ü Aşk). Doğu hikâyesinde, batı hikâyesinin vazgeçilemez taraflarından biri olan insanın kaderiyle yüz yüze gelmesine; çıkmaza veya trajik duruma düşmesine izin verilmez. Bu noktada o, sık sık “olağanüstü”, “mucize” ve “harikulâde”nin kanatlarına sığınır. Ayrıca “kıssadan hisse”, doğu hikâyesinin temel amaçlardandır.

Buraya kadar olan satırlarda söylediklerimiz, çok büyük ölçüde genel mânâdaki hikâyenin olduğu kadar, anlatma esasına bağlı diğer eser/türlerin de temel ve vazgeçilemez unsur ve nitelikleridir. Unutmamalıdır ki “destan”, “masal”, “menkıbe”, “efsane”, “halk hikâyesi”, “mesnevî”, “fıkra” ve “roman” da olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman, mekân ve anlatıcı müşterekliği içinde bize temelde hep hikâye anlatırlar. İşte, modern hikâye formunu kendine has somut nitelikleriyle izah etmek durumunda bulunan edebiyat bilimcisinin sıkıntısı, bu aşamada kendini çok daha açık bir biçimde hissettirir. Zira modern hikâyenin kendine has niteliklerini tespit edebilmek, onu, modern hikâye ile diğer anlatma esasına bağlı türlerin tek tek mukayesesi mecburiyeti ile yüz yüze getirir. Unutulmamalıdır ki, türün ayrıcı nitelikleri, söz konusu müşterekliklerin dışında veya müşterek unsurların iç farklılıklarındadır.

Anlatma esasına bağlı eser/türleri, modern hikâye ekseninde tek tek mukayese etmeye kalkışmanın, bu yazının sınırlarını çok zorlayacağı açıktır. Bu sebeple yazımızın bundan sonrasını modern hikâyenin genel hikâyeden farklı olan taraflarını işaret etmeye ayıracağız.

Günümüzdeki hikâye veya modern hikâye kavramının karşıladığı tür, batıda ancak XIX. yüzyılda, Türk edebiyatında ise XIX. yüzyılın sonlarında kesin formuna ulaşmış, müstakil bir tür hâline gelip tam mânâsıyla bağımsızlığını kazanmıştır. Guy de Maupassant, Walter Scott, Edgar Allen Poe, Hoffmann, Anton Çehov gibi yazarlar, modern batı hikâye türünün; Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Refik Halit, Memduh Şevket, Sait Faik ise, modern Türk hikâyesinin klâsik yapısına kavuşmasında büyük emeği geçmiş isimleridir.

Modern hikâyenin, gerek geçmiş gerekse günümüzdeki anlatma esasına bağlı türlerden farklı ve ayırt edici ilk ve en önemli özelliği, kısa mensur metin olmasıdır. Bir oturuşta okuyuvereceğimiz bir metin. “Kısa mensur metin” olma, onu “roman”, “destan”, “mesnevî” ve yer yer “halk hikâyesi”nden ayırır. Ancak burada “kısalık”ın tam ölçüsünü vermek zordur. Nitekim tür bu noktada kendi iç istikrarsızlığı yaşamaktan kurtulamaz. Uzun hikâye, kısa hikâye, mini hikâye gibi hacme bağlı isimlendirmeler, söz konusu istikrarsızlığı yansıtır.

Aslında modern hikâyenin kısalığını, metnin hacminden ziyade, onun iç yapısını teşkil eden; konu, olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman ve mekân unsurlarının darlığında veya daraltılmış, sınırlandırılmış olmasında aramak gerekir. Yani temel yapı unsurlarının mahiyeti ve niteliğindeki farklılıklarda. Modern hikâye yazarı öncelikle, hikâyesini üzerine bina edeceği olaylar zincirini, bunu var edip yaşayacak olan insan sayısını, olayların yaşanma zamanı ve mekânını, romana göre son derece sınırlı tutmak mecburiyetindedir. Bu sebeple modern hikâyede olaylar, uzun ve karmaşık değildir. Konunun ayrıntılarına girilmez. Kahramanlar bütün yönleriyle değil, büyük ölçüde tek bir yönleriyle irdelenir. Her türlü anlatımda ayrıntıya, savrukluğa yer verilmez. Söz konusu dar bir dünya içinde yoğunlaşılıp, türün imkânlarını zorlanmadan estetik ve itibarî bir dünya kurulması gerekir. Dolayısıyla hikâyeciden beklediğimiz, “destan” ve “roman”da olduğu gibi, koca bir toplumun veya devrin hayatını kucaklamak; bir insanın uzun yıllar içindeki hayatını bütün yönleri ve olayları ile sunmak değildir. Toplum veya insan hayatından alınan bir “kesit” veya bir “dilim”in estetik takdimi, onun esas amacı olmalıdır.

“Hikâye ile romanın farkı vardır. Roman bir vak’anın alettafsil hikâyesidir ki, aza-yı vak’a ile eşhâs-ı vukuâat üzerine kariinin teveccüh ve hissiyâtını celb ve cem’e herşeyden ziyâde dikkat olunur. Hikâye ise vak’anın sadece nakil ve rivâyetinden ibarettir; tefsilâta tahammülü yoktur. Âdeta hikâye bir romanın hülâsası demektir. İnfiâlât-ı şedideye de tahammülü yoktur. Ne söylenecekse birkaç sahife içinde söylenip bitirilivermelidir; fakat her hülâsada olduğu gibi bunda da marifet vukuâtın canlı noktalarını tefrik ve intihabdır.”[8]

Kısacası hikâye; “şahıs, zaman, mekân bakımından daralmış; konu edindiğini (objeyi veya süjeyi) sınırlandırarak hareket unsurlarını en aza indirmiş; düşünce, duygu, hayal ve takdim tekniği bakımından en yoğun olan tahkiyeli ifade türüdür.”[9]

Olay örgüsü, şahıs kadrosu, zaman ve mekân unsurlarının “gerçek” veya “gerçeğimsi” ile olan sıkı ilişkisi, modern hikâyeyi, “destan”, “masal”, “efsane” ve “menkıbe”den ayırır. Batı pozitivist zihniyetinin eseri olan modern hikâye, mucize, olağanüstü ve harikulâdeden uzaktır. O, son iki yüzyılın büyük ölçüde yalnızlaşmış insanını, bu insanın günlük hayat içindeki yaşadıklarını, sıkıntılarını, bunalımlarını, çıkmazlarını, kendisi ve toplumla olan çatışmalarını, anlatır. Kimi zaman itibarî âlemin dış görüntüsü ve olayları üzerinde yoğunlaşırken, kimi zaman da buradan hareketle insanın iç dünyasına eğilir. Bu noktada o, gücünü muhayyileden çok realiteden alır. Kurgusunda, pozitif aklın sebep-sonuç ilkesini tercih eder.

“Her hikâyeci bize eseri ile hayatın ve insanın ayrı bir yönünü gösterir. Hikâye anlaşılması son derece güç olan hayatın ve insanın içine âdeta bir pencere açar. Günlük hayatta biz hayatı ve insanı dıştan görürüz ve pek az anını biliriz. Hikâyeci bu dış görünüşün arkasındaki gerçekleri keşfeder. Güzel hikâyelerin hemen hepsinde, bilinmeyen bir gerçeğin ifadesi vardır.”[10]

Modern hikâye, yaklaşık iki asırlık tarihi içinde, iki ana çizgide belirginleşir. Bunlar; Maupassant tarzı hikâye (vak’a hikâyesi)ve Çehov tarzı hikâye (durum hikâyesi) formlarıdır. İlkinde daha ziyade belirgin bir vak’a üzerine kurulan tür, ikincisinde günlük hayatın tabiîliğini esas alır.

Modern hikâyenin dili, bütünüyle mensurdur. Üstelik bu dil, tamamiyle sanatkârın ferdiliğini yansıtan bir üslûba sahiptir. “Destan”, “masal”, “efsane”, “menkıbe” ve “halk hikâyesi” gibi, müşterek şuurun, çoğu zaman kalıplaşmış anonim dili, modern hikâyenin dışındadır.

Hulâsa hikâye; öncelikle insanın sözü keşfettiği günden bugüne en çok başvurduğu bir anlatım tarzı; edebiyat sanatı içinde “mit”ten “modern hikâye”ye kadar uzanan pek çok anlatma esasına bağlı eser/türün müşterek üst formu; son iki asırdır da, anlatma esasına bağlı eser/türler şemsiyesi altında müstakil bir edebî türdür. Modern hikâye; gerçek ya da gerçeğe uygun olay ve durumların; insan, zaman ve mekân unsurlarıyla birlikte itibârî bir dünya çerçevesinde ve üzerinde durulan konu, tema ve mesaja uygun bir biçimde kurgulanıp; ayrıntıya girilmeden ve bütünüyle yoğunlaştırılarak, okuyucuya estetik haz verecek tarzda anlatılmasından doğan kısa ve mensur bir edebî türdür.

Sayfa 67 ile 84 Arası Roman Konusu Cevapları

Sayfa 67
Hazırlık

1.
“Hayatımı Yazsam roman olur.” Sözü, romanın insanı baz alarak yaşadığı ya da yaşayabileceği olayları belirli bir zaman, mekan ve kişiler çerçevesinde anlattığına işaret etmektedir.Çünkü insanoğlu, yaşadığı bu dünyada zamandan, mekandan ve olaylardan bağımsız değildir.

Sayfa 68
5. Etkinlik:

Ortak olarak okuduğunuz 3 romanı sınıfta anlatınız.

6. Etkinlik
Aşk-ı Memnu romanının olay örgüsü şu şekildedir.

- Adnan Bey’in eşinin bir süre önce ölmesiyle şimdiki hayatlarının anlatılması.
- Adnan Bey’in Göksu’da sandal gezintisi yapması ve Firdevs Hanım’la tanışması
- Adnan Bey’in Bihter ile evlenmesi
- Bihter’in konağa gelişiyle yeni bir düzenin konakta başlaması.
- Nihal’in Behlül ile Bihter’in konuşmalarını duyup aralarındaki ilişkiyi öğrenmesi.
- Beşir’in bütün olup biteni Adnan Bey’e anlatması.
- Bihter’in intihar etmesi.
- Adnan Bey ve Nihal’in yeniden baş başa kalması.

Sayfa 69

1. Olay örgüsünü oluşturan parçalar, romanın teması etrafında bir araya getirilmiş ve birbirini tetikleyen parçalar olarak kurgulanmıştır.
2. Aşk-ı Memnu romanındaki olayların kronolojik sırası şöyledir:
- Adnan Bey’in eşini kaybetmesi
- Göksu gezintilerine katılması
- Bihter ile evlenmesi
- Behlül ile Nihal’in nişanlanması
- Bihter’in Adnan Bey ile evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra yine bir Göksu gezintisi akşamı benliğini sorgulaması.
- Behlül ile Bihterin ilişkisinin başlaması.
- Nilah’in bu ilişkiyi Behlül’ün cüzdanından düşen nottan yola çıkarak öğrenmesi ve bayılması
- Zenci köle Beşir’in her şeyi Adnan Bey’e anlatması.
- Bihter’in intihar etmesi.

Sayfa 69-70-72
7. Etkinlik

• Verilen şemaya göre, kronolojik olay zinciri, zamanı bir bütün olarak kapsamaktadır.Olay örgüsü ise bir bütün halindeki bu zamanın belirli bir kısmı ya da anını içermektedir.

8. Etkinlik
Kişiler:
• Adnan Bey: Hali vakti yerinde, kırk beş yaşlarında bir İstanbul beyefendisidir. Eşinin ölümü üzerine Bihter ile evlenmiş ve konağındaki yaş***** devam etmiştir.
• Bihter: Hafif meşrepliği ile tanınan Melih Bey Takımı’nın bir üyesi ve Firdevs Hanım’ın kızıdır.Sadık kalacağı zengin bir koca bulmak ve mutlu bir yaşam kurmak arzusuyla Adnan Bey ile evlenir.Fakat ona sadık kalamayarak Behlül ile bir aşk-ı memnu(yasak aşk) yaşar.
• Nihal: Adnan Bey’in masum ve meleksi bir portre olarak sunulan, genç ****** dönemine girişinden Behlül ile nişanlanmasına kadar hayatı hep başkalarının kararı ile yönlendirilen bir kızdır.
• Behlül:Adnan Bey’in yeğeni olan ve konağa rahatlıkla girip, çıkabilen, Nihal ile nişanlanıp Bihter ile yasak bir aşk yaşayan, Beyoğlu’nun sorumluluk gerektirmeyen günübirlik ilişkilerinden geri kalmayan pragmatik birisidir.
• Beşir: Adnan Bey’in konağında çalışan ve yaşanan yasak ilişkiye ve Nihal’in acıklı durumuna dayanamayıp her şeyi Adnan Bey’e anlatan zenci köledir.

*** Aşk-ı Memnu’dan alınan yukarıdaki olay halkasının teması “yasak aşkın ya da ihanetin sonu”dur.
*** Aşk-ı Memnu romanındaki olay halkalarında bulunan temalar, romanın temasına paralel olarak sunulan, onu değişik açılardan tamamlayan parçalardır.

3. Soru:
Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır. Bu tema romanda yaşanan yasak aşkın insan hayatları üzerindeki etkisi üzerinden anlatılmıştır.
4. Soru:
Aşk-ı Memnu romanının teması “yasak aşk”tır.Romandaki bu tema, romanın yazıldığı Servet-i Fünun Dönemi edebiyatçılarının benimsediği “sanat, sanat içindir” anlayışıyla örtüşmektedir.Çünkü bu anlayış bireyselliği beraberinde getirir.Kendisinden önceki Tanzimat Döneminin aksine toplum sorunlarına eğilmek yerine bireysel duyuş, düşünüş ve zevk baz alındığı için böyle bir tema seçilmiştir.Servet-i Fünun romanlarında sosyal çevre, aile ile sınırlandırılarak toplum yerine aile fertleri arasındaki olaylar anlatılmıştır.Servet-i Fünun’un bütün romanlarında “aşk,kötümserlik ve kaçış” üç ana unsur olarak karşımıza çıkar.Aşk-ı Memnu romanının teması da bu bakımdan romanın yazıldığı dönemin özelliklerine uyar.

Sayfa 73
9. Etkinlik

Aşk-ı Memnu romanındaki mekanlar ve özellikleri şunlardır:
• Konak: Adnan Bey’in sahibi olduğu, kızı Nihal, oğlu Bülent ve mahiyetinde çalışanlarla birlikte yaşadığı, romandaki olayların ana merkezidir.
• Göksu: Sandal sefalarının yapıldığı, Adnan Bey’in hayatına yeni bir yön verdiği, Bihter’in içindeki kadını uyandıran dönemin meşur eğlence yeridir.
• Ada: Roman kahramanlarının ruhen sıkıldıkları zamanlarda bir kaçış ve dinlenme yeri olarak kullandıkları mekandır.

Sayfa 75 – 77
10. Etkinlik Tablo

Kronolojik Zaman
• Adnan Bey’in Göksu gezisi
• Bihter ile Adnan Bey’in evliliği
• Bihter ile Behlül’ün ilişkisinin başlaması
• Adnan Bey’in her şeyi öğrenmesi
• Bihter’in intiharı ana zamanlardır.
Zamanda Geriye Dönüşler:
• Romanda Bihter’in evliliğinin üzerinden bir yıl geçtikten sonra kendisiyle hesaplaşırken çocukluğunu hatırlaması romandaki en belirgin geriye dönüştür.

11. Etkinlik:
Olay örgüsündeki zaman, bir bütün olan kronolojik zamanın içinden alınan bir bölüm konumundadır.Kısaca söylemek gerekirse bütünden bir parçadır.

Sayfa 78
12. Etkinlik:

Verilen metinden de anlaşılacağı üzere, anlatıcı, romanın olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurlarının belirli bir temaya göre bir araya gelip bir anlam kazanmasındaki temel taşıdır.Başka bir ifadeyle okurun gözleri durumundadır.

13. Etkinlik – Tablo
Hakim(ilahi) Anlatıcının bakış Açısı:
• her şeyi bilen, her şeye hakim anlatıcıdır.
…..
Sayfa 79

15. Etkinlik
• Aşk-ı Memnu romanında öyküleyici ve betimleyici anlatım kullanılmıştır.
• Romanda dil göndergesel işlevdedir.
• Söylenmek istenilenin karşı tarafa(alıcı) tam anlamıyla çağrışım yapması, anlatıla doğrultusunda seçilen anlatım türü ve dilin işlevi ile ilgilidir.

16. Etkinlik
• Aşk-ı Memnu romanı realizm akımı doğrultusunda kaleme alınmıştır.
• Realist anlayış Aşk-ı Memnu romanındaki olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekan unsurları ile romanın temasının gerçekçi bir dille anlatılmasını ve okurda gerçeklik duygusu uyandırmasını sağlamıştır.

Romantizm:
- Sefiller, Yazarı: Victor Hugo, Konusu: “Jan Valjan’in yaşamı”

Realizm:
- Madame Bovary, Yazarı: Gustave Flaubert, Konusu: Yasak Aşk

17. Etkinlik
Okuduğunuz herhangi bir romanla ilgili (ör. Aşk-ı Memnu) kişisel duygu ve düşüncelerinizi yansıtan yazılar kaleme alınız.

Sayfa 80
18. Etkinlik

Tarihi Roman: Devlet Ana, Osmancık
Macera Romanı: Monte Cristo, Kontu, Robinson, Cruose,
Sosyal Roman: Sinekli Bakkal, Saatleri ayarlama Enstitüsü, Kiralık Konak
Tahlil Romanı: Eylül

19. Etkinlik:
1. Grup: Yeşil Gece adlı romandan alınan metin parçası ifadenin bir engele uğramadan akması, gereksiz söz tekrarlarından kaçınılması ile ses akışını bozan, telaffuzu zor seslelere yer vermemesi açısından akıcıdır.
2. Grup: Verilen metin parçası gereksiz ifadelerin bulunmamasını ve anlaşılması güç cümlelere yer verilmemesi açısından duru-açıktır.
3. Grup: Verilen metin parçasının sade ve süssüz olması, duygu ve düşüncelerin kesin ve kısa ifadelerle dile getirilmesi açısından yalındır. Romanın akıcı, duru-açık ve yalın olması yapısının ve temasının okura tam anlamıyla ulaşması açısından önemlidir.

20. Etkinlik:
Anlatım Bozukluğu bulunan cümleler:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemedi – kalabalığı, Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde göründüğünü hatırlıyordu.(Ek fazlalığı)
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesi ne olduğunu biliyordu.(Ek eksikliği)
Cümlelerin düzeltilmiş halleri:
• Rıhtımdaki – Kıyamet ve Mahşer gününü düşünürken bile tasavvur edemediği – kalabalığı Galata ve İstanbul sırtlarında birbirinin üstüne kurulmuş, havalara asılmış gibi görünen binaları, kubbeleri bulanık gözlerinin ne çıldırtıcı bir ahret rüyası içinde gördüğünü hatırlıyordu.
• Artık, ne düşündüğünü ne istediğini, bu dünyada vazifesinin ne olduğunu biliyordu.

21. Etkinlik
İsim: sabah, elbise
Sıfat: siyah, yeni
Zarf: birkaç, üçgün
Zamir: bu, o
Edat: ….
Bağlaç: ile, ve
Ünlem: ….
Fiil: al- tut-
• Bu kelime türleri romanın anlamının tam olarak algılanması amacıyla kullanılmıştır.

Sayfa 81

23. Etkinlik

- Verilen metne göre Atatürk’ün en belirgin liderlik özellikleri doğuştan gelen sezgi, araştırmacı turum, çok okuma özelliği ile kararlı olması ve kararlı davranmasıdır.

Sayfa 83
Anlama Yorumlama

1.
Romanın toplumun aynası olduğu düşünülürse toplum için ne kadar önemli olduğu da anlaşılacaktır.Çünkü edebi bir eser olarak roman, ortaya çıktığı toplumun maddi ve manevi bütün kültür unsurlarını başka bir deyişle zihniyetini bünyesinde barındırır.Bununla birlikte topluma yol gösterme ve ilerleme yolunda topluma öncülük etmek gibi bir işleve de sahiptir.

Sayfa 84-85-86'nın Cevapları

24. Etkinlik:
Roman olay örgüsü, birbiriyle ilişkili olayların zincirleme akışıyla oluşur ve romanın yapı unsurlarından en önemlisini meydana getirir. İşte resimdeki nar da, küçük parçaların bir araya gelmesiyle oluşan bir yapıya sahiptir.

25.Etkinlik:

Siz de okuduğunuz bir romanı (inceleme bölümünde tahlil edilen Aşk-ı memnu ile ders kitabında değişik yönleriyle verilen romanlar gibi) verilen plana göre inceleyiniz.

26. Etkinlik:
Ateşten Gömlek romanında Atatürk bir roman kahramanı gibi fakat geri planda, bir lider olarak anlatılmıştır.Onun vatanı ve milleti için yaptıkları Kurtuluş Savaşı’nın seyrine paralel olarak verilmiştir.

Ölçme ve Değerlendirme
1.
……… karakter ………
………tip ………
………kahraman anlatıcı ………
2.
D
D
Y (Romandaki anlatıcı, varlığından söz edilen hayali bir anlatıcıdır.)

3.
Doğru Cevap “C” seçeneğidir. “babamın” sözcüğü gereksiz olarak ikinci kez tekrar edilmiştir.
4.
C
5.
B : “serin” sözcüğü sıfat, diğerleri isimdir.
6.
D: “onun” ve “senin” zamirlerinden hangisi olduğu belirsizdir.
7.
C
8.
C: Soru sıfatı olarak kullanılmıştır.
9.
B

Sayfa 89

HAZIRLIK

1. Verilen ifadeye göre tiyatro, yazılı olarak satırların içine gömülü estetik bir dünyaya hayat veren, onu canlandıran güzel sanat dalıdır.

1. Etkinlik

İnsanlığın ilk dönemlerini konu alan filmlerdeki ayin ve tören sahneleri, teatral bir nitelik göstermektedir.Yapılan konuşmalar, ayin veya tören sırasındaki belirli kurallara bağlı hareketler onun tiyatro sahnesindeki bir oyunu andırdığının belirgin işaretleridir.

Sayfa 97

İNCELEME

1. Göstermeye bağlı edebi metin örneği olan tiyatrolar, belirli sahne, dekor ve kostümler kullanılarak canlandırılan metinlerdir.İlk olarak eski Yunan’da ortaya çıkan daha sonraki yüzyıllarda gelişimini ve teknik olgunluğunu bulan tiyatro, bugün değişik türlerde örneklerini vermektedir.
Anlatmaya bağlı edebi metinlerdeki olay örgüsü, tiyatroda dramatik örgü adını alır.Yapı olarak olay örgüsü, kişiler, zaman ve mekandan oluşur.Yazıldığı dönemin zihniyet özelliklerini de yansıtan tiyatroda edebi bir dil kullanılır.

5. Etkinlik

Seyretmeye dayalı sanat dalları opera, bale, tiyatro ve sinemadır.
Seyretmeye dayalı bu sanat dalları roman, hikaye ve şiirden farklı olarak sahnede gösterilmek üzere yazılan ve sahnelenen eserlerdir.
Roman, hikaye ve şiir okumakla tiyatro yada film seyretmek arasında görsellik farkı vardır.
Seyretmek edebiyattan ayrı bir sanat dalı değildir.Çünkü seyredilen eserler, edebi kriterlere uygun olarak kaleme alındıktan sonra sahnelenir.

2.
•Tiyatro: Dram, komedi vb. edebiyat türlerinin oynadığı yer.Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynama sanatı.
•Dram: Acıklı üzüntülü olayları bazen güldürücü yanlarını da katarak anlatan sahne oyunları
•Drama: Dram.
•Oyun: Sahne veya mikrofonda oynamak için hazırlanmış eser, temsil, piyes.
•Trajedi: Konusunu mitoloji, efsane ve tarihsel olaylardan alan, acıklı sonuçlarla bitirilen tiyatro türüdür.
•Sahne: Tiyatro sahnesi; bir per****k bölüm içinde kahramanların girip çıkmasıyla değişen topluluktur.
•Suflör: Oyunculara rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan kimse.
•Dekor: Sahneyi eserin konusuna göre döşeyip hazırlamakta kullanılan eşyalardır.
•Dramatize etmek: Bir olayı, duygu yada düşünceyi canlandırarak anlatmaktır.
•Fasıl: Tiyatroda perde karşılığıdır.
•Konduit: Sahneye çıkma sırası gelen kişileri uyarmakla görevi olan kimse.
•Jest: Sanatçıların bütün el, kol, ayak ve benzeri vücut hareketleridir.
•Mimik:Anlatımdaki yüz hareketleridir.
•Epizot: Hikayede asıl olaya karışan ikinci olaydır.
•Rejisör: Eserin sahnelenmesini yöneten yönetmendir.
•Perde: Perdenin açılmasından kapanmasına kadar geçen olaylardan oluşan bölümdür.
•Replik: Oyunda karşısındakinin sözüne gerekli karşılığı verme.
•Rol: Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı.
•Tirat: Sahnede kişilerin birbirlerine karşı söyledikleri uzun sözlerdir.

3. Konuşma dışında kalan bölümler hangi oyuncuların olduğunu, hangi dekorun kullanılacağını ve oyuncuların sahnedeki hareketlerini göstermesi bakımından önemlidir.


Sayfa 98

6. Etkinlik

•Tiyatroya Gitmek: Sahnelenen bir tiyatro eserini seyretmek için eserin sahnelendiği yere gitmek, Bu kavram Tanzimat Döneminde İlk modern tiyatro eserimiz olan İbrahim Şinasi Efendinin “Şair Evlenmesi” adlı tiyatrosunu kaleme almasından sonra dilimize girmiştir.
•Temaşa Etmek: Seyretmek anlamındadır. Geleneksel Türk Tiyatrosunun verimleri olan orta oyunu, Karagöz, meddah ve köy seyirlik oyunları ile daha sonraları modern tiyatroyu izlemek için kullanılmıştır.
•Temaşa Sanatı: Sahnelenmek ve gösterilmek üzerine kurulmuş sanat dalları için kullanılan bir ifadedir.
•Görsel Sanatlar: Temaşa sanatının modern dildeki karşılığıdır.
•Tiyatro Metni: Yazılı bir metni olmayan geleneksel Türk tiyatrosunun aksine Tanzimat’la birlikte ilk tiyatro örneklerinin verilmesiyle, tiyatro eserleri için kullanılmıştır.

7. Etkinlik

“Ah şu gençlik” adlı tiyatrosundaki dramatik örgü:
• Oyuncuların sahnede ne yapacakları tartışması
• Oyuncuların müzik eşliğinde ne yapacaklarına karar vermesi
• Açık oturum yapılması
• Oyuncuların yapılan açık oturumu beğenmesi
• Oyuncuların müzik eşliğinde dans etmesi
• Oyuncuların sahnede donup kalması ve gelin ile damadın evlenmesi
• Anne – Kızın bir araya gelmesi
• Anne – çocuğun konuşmaları
• Bir evde yaşananların canlandırılması
• Başka bir evde yaşananların canlandırılması
• İş arayan bir gençle, işverenin konuşması
• ****ren bir annenin canlandırılması

4. Modern dönemde göstermeye bağlı edebi metinleri ifade etmek için “görsel sanatlar” ifadesi kullanılmaktadır.
5. Sahne ve perde dramatik örgünün seyirciye yansıtılması temel unsurlardır. Dekorun dramatize edilerek bölüme göre düzenlenmesi gerektiğinden –ki değişmeler genellikle perde aralarında yapılır- sahne ve perde tiyatro için vazgeçilmez unsurlardır.
6. Dramatik örgüyü meydana getiren parçalar, eserde verilmek istenen iletiyi seyirciye ulaştırmak amacıyla bir araya getirilmiş, bir bütünün parçalarıdır.


11. Etkinlik

2. perde ile 3. tablodaki olaylar benzer bir nitelik göstermektedir.Bu durum temanın vurgulanmak istendiğini göstermektedir.


12. Etkinlik

Metindeki kahramanlar, iletinin okur ya da seyirciye ulaşmasını sağlayan temel faktörlerdendir.

Metindeki kahramanlar işlevlerine göre şöyle gruplandırılabilir:

+ Oyun dışında bulunan fakat oyunun akışını sağlayan oyuncular(1. oyuncu...... 11. oyuncu)

+ Oyunda belirli bir rolü olan ve eserin asıl kısmını dramatize eden oyuncular(baba, kız, anne, doktor...)

Bu gruplar temanın kendilerine yüklediği zihniyetin sahnedeki temsilcisi konumundadırlar.



Sayfa 99


13. Etkinlik


Ah şu Gençlik adlı tiyatrodaki dramatik mekanlar:
- Açık oturumun yapıldığı yer
- Oyun parkı
- Ev
- İşyeri
- Doktorun muayehanesi

Dramatik metinlerde mekanlar sahnede yansıtıldığı için yazar, bu mekanların nasıl olması gerektiğini parantez içi ifadelerde verir.
Tiyatrodaki bu mekanlar, olayların yaşandığı yerlerdir ve dekorlarla görsel olarak düzenlenir.
Verilen tiyatrodaki mekanları göstermek için yazarların belirlediği özellikler kullanılır.Bu kapsamda ihtiyaç duyulan dekor malzemeleri sağlanarak sahne mekanlar için hayırlanır.

7. Olayların yaşandığı zaman ile ilgili olarak "iyi akşamlar" ifadesi dışında belirgin bir ifade kalıbı yoktur.Fakat olayların geçtiği kısımlardaki anahtar ifade, davranışlardan olayların zamanı anlaşılabilmektedir.

8. 9. etkinlikte de gösterildiği gibi anlatılan olaylar seyirciye izlettirilmek üzere düzenlenmiştir.Oyunculardan birinin yönlendirmesiyle yeni kahramanlar ve yeni olaylar adeta televizyon ekranından yansıtılır gibi verilmektedir.


14. Etkinlik

Metnin teması "kültürel yozlaşma ve gençlik"tir. Bu tema, günümüzde de geçerliliğini koruyan doğal bir gerçekliktir.Küreselleşen dünyada artık sınırlar ortadan kalkmış, kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla da etkisini artırmıştır.Milli benliğin korunması bu noktada hayati bir öneme sahiptir.

15. Etkinlik

Ah şu Gençler adlı tiyatrosunun teması, yazıldığı dönemde de sahnelendiği dönemde de önemli bir yere sahiptir.Temanın günümüzde dahi güncelliğini koruması bunun bir göstergesidir.
Bir metnin temasının hem yazıldığı hemde oynandığı döneme göre aynı öneme sahip olması, işlenen temanın ve verilmek istenen iletinin güncel bir sorun olarak yaşandığının işaretidir.

16. Etkinlik

Akıcılık - Evet - Örnek cümle: Arkadaşlar birşeyler yapmalıyız.
Duruluk-Açıklık - Evet - Örnek cümle: Yeni bir evliliğin daha temellerini atmış bulunuyoruz.
Yalınlık - Evet - Örnek cümle: Biri ışık tutsun.Canıma yetti.Burama geldi.

Tiyatro metinlerindeki akıcılık, duruluk-açıklık ve yalınlık, onun temasının okur ya da seyirciye ulaşmasını kolaylaştırması bakımından önemlidir.


Sayfa 100

17. Etkinlik

Ah şu Gençler adlı metne bütünlük kazandıran anlam ve dil bilgisi ögeleri metnin tamamında mevcuttur.


9. Metindeki açık oturumun başladığı sahnede, gelin ile damadın evlilik sahnesinde, farklı evlerde yaşanan sahnelerde, anne-kız, anne-çocuk ve genç-işveren sahnelerinde dramatik örgüde yer alan ve metne yansıyan kısımlar verilmiştir.
Fakat metindeki kahramanların dramatik örgüye dahil olmadan önce ve sonrali konuşma, tavır, davranışları verilmemiş ve hayatlarından sadece kesitler alınmıştır.

10. Verilen metinde dil göndergesel, heyecanı dile getirme(Neeee?, Müzika!..., Üf babaaaa...) ve kanalı kontrol işevlerinde(Doktor Bey!, Tamam mı?...) kullanılmıştır.

11. Metinde öyküleyici ve tartışmacı anlatım vardır.Bu anlatım tarzı metnin tamamında mevcuttur.

12. Ah şu Gençler adlı tiyatronun sahnelenebilmesi için aktör, aktrislerle dekor malzemelerine ve tabii ki bir sahneye ihtiyaç vardır.

13. Drama, metinlerdeki kahramanlar satırlarda var olurken,sahneye aktarıldıklarında canlanan ve hayat bulan kahramanlardır.Sahnedeki oyunlarla görsellik kazanırlar.

14. Tiyatrodaki sahne ve sahne düzeninin nasıl hazırlanacağı drama metinlerindeki yönlendirmelere göre yapılabilir.

18. Etkinlik

Seyredilen bir oyunun metni ile sahnelenişi arasında metne sadık kalındığı, bazı istisnai durumlarda ise metinde istenen sahne kostüm ya da oyuncularla ilgili olarak metnin özünden ayrılmayarak değişiklikler yapıldığı görülür.

19. Etkinlik

Dram hakkında bilgi araştırınız...

20. Etkinlik

İsim: Tatil, hesap, şaka, defile

Sıfat: Acıklı, neşeli,asgari,genç

Zarf: Açık-açık,biraz,nasıl,hızlı

Zamir: Ben,sen,siz,şu...

Edat: ile

Bağlaç: de,ve,ki,ya da

Ünlem: Tiyatro,müzikal,söyle!,ya!

Fiil: aç-,iste-,gel-,ver-

Bu kelime türleri metinde edebi bir dil sağlamak ve metnin iletisini eksiksiz bir biçimde okur ya da seyirciye ulaştırmak amacıyla kullanılmıştır.


Sayfa 101 - 102 Ölçme ve Değerlendirme

1. .....aktör.....,.....aktrist.. ...
.....kostüm.....
.....rejisör.....
.....sahne.....

2.
.....D
.....D
.....D
.....D

3. C

4. C

5. E

6. A

7. B

SAYFA 118-119-120-122 Ölçme Değerlendirme

1=......,Şinasi veAhmet Mithat Efendi

.............masal

............olay örgüsü,kişiler,zaman,mekan

.............doğalcı roman

...........Sahne


...........Saf(ÖZ)

2= D Y Y D

3=A
4=E
5=A
6=D
7=B
8=D
9=E
10=B
11=B
12=C
13=A
14=A
15=E
16=E
17=D
18=E

Konferans Konusu Cevapları - İNCELEME
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj2BMDrjQR0he3-OMrikYZwHyiey0Uheb6vKZQikopqwxQsZs0vYdHEDJtlqY0BlnqWveqUM8IojW-jDw5onZrLYJWh69C2w-eTqiO7-LNrR6js9_c5N4k2FY78eJsPgbOsJ7a2iz26dok/s1600/33f3go8.jpg

Bu dosya da 12.Sınıf Dil ve Anlatım Ders Kitabı Sayfa 125'ten 180'e kadar olan;

- Konferans
- Sempozyum
- Açık Oturum
- Forum (dosyaya sonradan eklendi)
- Münazara ve Bilimsel Etkinlikler

Konularının tüm cevaplarını buraya tıklayarak bilgisayarınıza indirebilirsiniz..


Ödevler bazı internet sitelerinden derlenip düzenlenerek blogkafem.blogspot.com tarafından dosya haline giterilmiştir.Bunun sebebi ise; 12.Sınıf öğrencilerine Dil ve Anlatım derslerinde faydalı olabilmesi ve internette uzun uzun vakit kaybetmeden bilgisayarlarında hazır olabilecek bir kaynak olmasıdır.

NOT : Forum konusunu dosyaya koymayı unutmuştum onu da sonradan ekledim ve linki de güncelledim.Eksik olan bir tek şiir konusu cevapları kaldı o da en kısa zamanda siteye eklenecektir.

Herkese başarılar dileriz!
- blogkafem.bloıgspot.com

Diğer bütün derslerin ödevlerine ulaşmak için buraya tıklayın!

9.Sınıf Edebiyat Kitabı Cevapları


9.SINIF EDEBİYAT YENİ KİTAP CEVAPLARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ!!



Bu kitap cevaplarının bizimle alakası olmayıp tamamen internetten derlenmiştir.


Not : Eksik sayfaları elimizden geldiğince tamamlamaya çalışıyoruz.Sabrınız için teşekkür ederiz ..
Sayfa 4-5-7
anlama yorumlama:

1-tiyatro,mimari,müzik,resim
3)-mermerden mutfak tezgahı yapan ustadır işinde uzmanlaşmışdır zanaatkar dır mermeri heykele dönüştüren ise sanatcıdır.sanatçı tüm içtenligiyle hareket eder.
4)-sanaçı herkesin göremedigini görür bu ndenle sokaga tekrar hayat vermiştir.
5)-yüksek uygarlıklara çagdaş modern uygarlıklara sahib olmamızın kültürde ileri gidilmesinin sebebi sanattır.

SAYFA 5
ÖLÇME DEĞERLENDİRME


1-)D,Y
2-)DİL
3-)E
4-)B

Sayfa 8

1-)Y,D
2-) PSİKOLOJİ-TIP
3-)D

SAYFA 11
1) Y , D
2)Boşluk doldurma : SİSTEM
3)D şıkkı

blogkafem.blogspot.com

SAYFA 14
anlama yorumlama
2-yarın batıdan yağışlı bir hava gelecek—yağışlı hava yarın batıdan gelecek—batıdan yarın yağışlı hava gelecek
ahmet annesine hediye aldı—hediyeyi annesine ahmet aldı.
3-bazı kelımelerın cıkartılması verılmek isteen mesajın verılememesine neden olur.bu durum metnın yapısıyla ilgilidir.cumleler anlam bırımlerı olarak bırleserek metnın ana dusuncesını yada temasını olusturur .bunlardan yada cumleyı olusturan anlamlı dıl bırlıklerınden bazılarının cıkarılması temnaın ana dusuncenın yada verılmek istenen mesajın verılememesıne neden olur.
4-ele avuca gelır seymı :ulasılmaz yakalanamaz anlamında
yanına kar kalır :karsılıksız kalmak tek kazancı o olmak
olmayacak duaya amın demek :gerceklesemeyecek bır seyle uğrasmak
kırk yılda bır merhaba etmek : çok az seyrek gorusmek.
1)D,Y

2).............................cümleler topluluğuna metin denir..

3)A

4)Öğretici metinler bilgi vermek amacıyla kalema alınır.objektif davranılır ve olaylar değiştirilmden yazılır.gerçeklik yaşanan gerçekliktir.

sayfa 15
1) Biliyorum.
2)Kemal sunalın oynadığı flimlerde anlatılanların ve görülenlerin aynısının gerçek hayatta karşımıza çıkmaz çünkü adı üstünde kemal sunalın flimleri flimlerde anlatılanlar ve görülenlerin gerçek hayatta olmaz
3)Ben on yıl sonraki hayatta hiç ii şeyler düşünmüyorum çünkü küresel ısınma var on yıl sonra iyice hissedilecek ve hayvan nesillerin tükenecek su kalmayacak heryer çölleşşecek bunun yanında adam öldürme hırsızlık gibi olaylar gittikçe artacak bu yüzeden gelecek hakkında iyi şeyler düşünmüyorum.
4)Bu iki metni birer iletişim aracı olarak değerlendirirsek;İstanbul şiri İstanbul'un özelliklerini duygulara hitap ederek anlatmıştır ama haber metni ise güncel yollarla istanbulun özelliini anlatıyor...
5)Sadece freninin arıza yapması bile bir felakete yol açabilir sisteme örnek;insnaa vücudu bir insan kanser olsa ve bir önlem alınmazsa o kanser gittikçe insanın vucüduna yayılacak ve vücudu yok edecek..((umarım işinize yarar arkadaşlar))

blogkafem.blogspot.com
sayfa 16
1_birinci metin bilgi verme amaçlı yazılmıştır herkes aynı şeyi anlar
ikinci metinde yani şiirde ise o anda yaşanılanlar okuyucunun ruhuna yansıtılarak süslü bir biçimde imgelerle anlatılmıştır daha etkileyici bir anlatım vardır ve de herkes aynı şeyi anlayamayabilir.

2_Birinci metin söylediğimiz gibi bilgi verme amaçlı yani zaten bilinen bir konuyu anlattığı için gerçek olma olasılığı daha fazladır.Şiirde ise şair kendi duygu ve düşüncelerini de olaya kattığı için sanki hayali olarak da yazılabilirmiş gibi geliyor ve daha az gerçeklik payı veriyor.

4_Malazgirt savaşı daha çok bilgi verdiği için bilgi kaybına uğrar.

5_Şiirsel bir işlev kullanılmıştır. Örn. çağın kabartmasıydı parlayan

9_24 Ağustos Selçuklu Ordusuna tecrübeli komandolar bulunmuştur.26 Ağustos günü iki taraf savaş düzenine geçmiştir.Malazgirt ululaması yazılmıştır.
sayfa 19
1)D,Y
2)Metnin dili imgesel bir dildir
3)B
SAYFA 20

1.soru:örneğin karga ile tilki Teşhis(kişiselleştirme)insana ait özellikler karga ve tilkiye verilmiştir.(KONUŞMA)

Soru 2 :
Gazetelerde yazılanlar daha çok göndergesel işleve dayandığı için gerçektir.Gazetede yazılanlar objektiftir.Yaşanmış,gerçek ve gündelik olayları ele alır.Hikayeler ise güncel değildir.Kesin bir gerçeklikleri yoktur.Hikayede belli kişi ve kahramanlar vardır.

3.Soru:Yazılı dönemin gerçeklerinden faydalanmıştır.

blogkafem.blogspot.com
SAYFA 21
1.Soru:Somut cümlelerin gerçekleşme ihtimali vardır fakat; "sarı bir aydınlık içindeydim" kelimesi soyut bir kavram olduğu için gerçekleşme ihtimali yoktur.

2.Soru:Olayların birebir yaşanması mümkün değildir.

SAYFA 22-23
1) D , Y
2)boşluk doldurma : İNSAN
3)C
4)A

Öz Eleştiri Tablosu
Edebiyatta Gerçeklik
1-Edebiyat kurmacadır.Bu kurmacanın malzemeleri gerçek ve gerçekçiliktir.
2-Edebi eseri yorumlamak için dönemin sosyal , kültürel felsefesini , olaylarını bilmek gerekir.

SAYFA 24 - 25
1)D , D
2)D , D
3)dramatik, görsel ve işitsel
4)bağlam
5)soyut
6)D
7)C
8)B
9)D
10) BULMACA : 1 - güzel sanatlar 2-fonetik 3-edebiyat 4-kurmaca 5-sanat 6-felsefe 7-sistem 8-tema 9-insan 10-estetik 11-metin 12-bağlam

SAYFA 29-30
1) D,Y
2)Anadoludaki
3)E
4)B

Sayfa 32
3. Etkinlik

1. soru
a.
ü,a
b.
açar/kaçar şah/şahı

mert dayanır/namert kaçar hepsi 8′li hece ölçüsüyleyazılmıştır.4+4durak vardır.
meydan gümbür/ gümbür
şahlar şahı/divan açar
divan gümbür/ gümbürlenir


anlama yorumlama
gurbet__nazım şekli gurbet nazım birimi dörtlük 7′li hece ölçüsüyle yazılmıştır.dili süslüdür

sayfa 33

2. Kılıç sesi çekaçak
Ok sesi yıldırım
Davul sesi güm
Haykırış bağırma

4. Ney virür bir rah-ı pür-hundan haber
(-) (.) (-) (-) (.) (-) (-) (-) (-) (.) (-)

Ayrılıkların şikayet itmede
(-) (.) (-) (-) (-) (.) (.) (-) (-) (.) (-)

Aşk-ı Mecnun kıssasın takrir ider
(-) (.) (-) (-) (-) (.) (-) (-) (-) (.) (-)


blogkafem.blogspot.com

Sayfa 34
1)Y , D
2)İç kafiye blogkafem.blogspot.com
3)aliterasyon
4)C
5)Ölçü , kafiye , nazım birimi , tonlama

Sayfa 35
HazırLık
1)
Ana renklerin dışındaki renkler birtakım benzetmelerle kullanılır.Fıstık yeşili,çimen yeşli… gibi

2)
Bu durum dilin de belli bir karşılama gücü olduğunu, bu gücün dışına çıkıldığı zaman dile birtakım benzetmelerle farklı anlamlar yüklendiğini göstermektedir.

1. EtkinLik
-Şarkı söylemek belirli bir beceri ve yine belirli birtakım kuralları gerektirir. Konuşmak ise günlük hayatta sıradan bir olay olarak, dilin kurallarına tam anlamıyla bağlı kaınmadan yapılan bir eylemdir.
-Dans etmek belirli bir beceri ve teknik gerektirir.Yürümek ise insanoğlunun gerçekleştirdiği doğal bir eylemdir.
-Fotoğraf çekmek var olanın dondurulmasıdır.Bunun için amatör anlamda bir bilgi ve beceri sahibi olmaya gerek yoktur. Resim yapmak ise bilgi, beceri ve teknik gerektiren bir uğraştır.

Bu farklılıklar, düz yazıdaki dil ile şiirdeki dil arasında da söz konusudur.Yazıdaki dil, dil bilgisi kurallarına bağlı kalınarak, duygu,düşünce ve hayallerin dile getirildiği bir özellik gösterebilir. Fakat şiir dili, düz yazıdaki dilden farklı olarak, dilin farklı anlamlar yüklenerek birtakım edebi kurallar çerçevesinde kullanıldığı yüksek bir dildir.

2. EtkinLik
Verilen paragrafta dil, anlatılmak istenilen doğrultusunda bir araya getirilmiş ve gerçek anlam değeri taşıyan sözcük ve sözcük gruplarından oluşturulmuştur.
Dörtlükte ise dil, görünen anlamın dışında, ona yüklenen anlamları taşımak için gerçek anlamından sıyrılmış ve anlatılmak istenene göre yeni anlamlar yüklenmiş bir dildir.

Sayfa 36
İnceLeme
1)
Bu ifadelerin somut gerçekliği yoktur.Şiirde bu tür ifadelerin kullanılması dilin sınırlı bir kullanımının olmasından,insan hayli ve düşüncesinin ise sınırsız olmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum da şairi, soyut ifadelere yöneltmektedir.

2)
-…Delî köşemde durdun
-Merhametin ta kendisiydi gözlerin
-… yepyeni bir sesin vardı
-Dişlerin öpülen çocuk yüzleri
-Güneşe açılan küçük aynalar vs. vs
Şairin, şiirinde bu imgelere başvurması dilin sınırlı ve sayılı kalıplarından çıkıp onlara yeni bir anlam yükleyerek hayal ve düşüncelerini dile getirmek istemesindendir

3)
Köşe şiirinde dilin kullanımı bakımından en dikkat çeken özellik imgelerin çokluğudur.

4)
Bu ifadeler arasında soyut bir ifadenin dile getiriliş farkı vardır. “Merhametli insan” ifadesinde insanın bir niteliği, özelliği söylenmiştir ve merhamet kendi anlamını korumaktadır. “Merhamet-gözler” bağlantısında soyut bir ifade olan merhamet somutlaştırılmış, merhamet denen o şeyin gözler olduğu söylenmiştir. Bu söyleyiş merhameti kendi anlamı dışına çıkarmış, ona yeni bir anlam yüklemiştir.

3. EtkinLik
-”Güneşe açılan küçük aynalar” ifadesi dişlerin parlaklık ve güzelliğini dile getirmekte ve tebessüm edildiğinde dişlerin güneşe açılan birer ayna olduğunu belirtmektedir.
-”Bu ses saçlarımı ıslatan sessiz bir kardı” ifadesi duyulan sesi, yavaş yavaş lapa lapa yağan, yağdıkça da insanı ıslatan bir kara benzetöektedir.Ses yumuşaklık, tatlılık ve ahenk bakımından kar ile ilişkilendirilmiştir.
-”Yaralı bir ceylan kalbi gibi içli bir ses” ifadesi duyulan sesin,ritmi yavaşlamış, bu nedenle çıkardığı sesi azalmış yaralı bir ceylan kalbi gibi olduğunu göstermektedir.
Bu ifadeler dilin sınırları dışına çıkılarak, ona yeni anlamlar yüklenmesiyle oluşturulduğu için günlük dilde veya düz yazıda karşılaşılması mümkün değildir.

Sayfa 37
=benzeyen=ses
kendisine benzetilen=yaralı ceylan kalbi
benzetme yönü=içli
benzetme edatı=gibi

Sayfa 38
5. soru
=1kişileştirme
2
hüsnütalil
3
benzetme
4
telmih
5
eğreltileme
6
tenasüp

Sayfa 39
1=
D , Y
2=
A
3=
C
4=
kişileştirme telmih

Sayfa 40
1.
verilen fotoğraflardaki mimari eserlerin birbirinden farklı olmaısnı eserleri ortaya koyan milletin kültürel farklılıklarından kaynaklanmaktadır
2.
nerde yasıyorsan işte mimari eserleri filan yaz işte sebebide yine aynı kulturel farklılıklardır.
3.
bir hastanenin dahiliye,hariciye,cildiye,nöro loji, vb.bölümlere ayrılmasının sebebı her bırım alanının bırbırınden farklı olmasından kaynaklanmaktadır.
4.şiirde yapı olusturulurken en küçük birim olan dizeden yola çıkarak işlenen tema ve ahenk unsurlarına da dıkkat edilir.
sayfa 42
1.yukarıdakı bırımlerı bir tema etrafında ahenk unsurlarınında eklenmesıyle birleşmişlerdir.birimleri şiirin bütününe bağlayan unsurda budur.
2.gazel;aynı tema etrafında bırleşen beyıtlerden meydana gelmiştir.bu beyıtlerde şiirin temasının etrafında birleşerek nazım şeklını (gazeli) olusturmustur.
semai;aynı tema etrafında birleşen dortluklerden meydana gelmışlerdır.dortluklerde şiirin teması etrafında birleşerek semaıyı olusturmustur.
lavinia şiiri ise diğerleri gibi aynı tema etrafında bırlesen birimlerden meydana gelmiştir.birimlerin bir araya gelmesi şiiri olusturmustur.
3.her donemın ve edebi anlayısın kendıne özgu yapıların olmasından kaynaklanır.Gazel,divan,semai,aşık,lavinia,modern şiirdir.

koşma:
-halk edebiyatı nazım şeklidir.
-11li hece ölçüsü kullanılmıştır.
-redif,yarım uyak vardır.
-sade anlaşılır bir dil vardır.
-nazım birimi dörtlüktür.
gazel:-divan edebiyatı
-ölçüsü aruz ölçüsüdür.
-nazım birimi beyittir.
-mahlas vardır.
-anlaşılması zordur
-en az 5 beyit, en çok 15 beyitten oluşur.
-ilk beyit matla

sayfa 44
şarkı=
nazım birimi 4lük , divan edebiyatı nazım şeklidir, halk edebiyatındaki türküye benzer,ezgiyle söylenir,kafiye düzeni aaaaa,bbba.cca,şekilinde
türkü=
bentlerden olusan nazım şeklidir 8li 11li hece ölçüsü vardır.

Sayfa 45
6. soru
ENDERUNLU VASIF=ŞARKI dörtlüklerden olşur.Divan edebiyatıdır. ANONİM=TÜRKÜ 8'li ve 11'li hece ölçüsüyle yazılmıştır.ezgiyle söylenir. FUZULİ=KASİDE beyit sayısı 33-99 arasında değişir.kendini övdüğünü görüyoruz. NECİP FAZIL KISAKÜREK=SONE BAKİ=GAZEL aruz ölçüsüyle yazılıştır.

Sayfa 46
1. KASİDE
2. AÇIKLARDA=ŞİİR DİĞERİDE GAZEL OLACAK.

Sayfa 47
1. İLE KITA
2. İLE BEYİT
3. İLE BENT
4. İLE DİZE EŞLEŞECEK.

2.SORU=LEKE ŞİİRİNDE BELLİ BİR ÖLÇÜ KULLANILMAMIŞTIR BELLİ BİR NAZIM BİRİMİ YOKTUR O YÜZDEN SERBEST ÖLÇÜDE YAZILMIŞTIR.

Sayfa 48
ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME
1. D , Y
2.ANLAMINDA
3.D
4.)

1.METİN GAZELLE
2. METİN SONEYLE
3. METİN ŞARKIYLA
4. METİN TÜRKÜYLE.

sayfa 49
inceleme
1:duygu düşünce vs...
2:şiir dışında soyut bir kavram vardır
3:şiirde bayrak mavi göklerin beyaz ve kızıl süsüne gelinliğe şehidein son örtüsüne benzetiliyor
4:bayrağın benzetme ve savunma yönü

anlama yorumlama
4:şiirin başlığı anne olucak

ölçme değerlendirme:
1:Y,Y
2:Karşılıksız aşk
3:" E " şıkkı
4:Ölümden sonra doğaya dönme isteği

Sayfa 50
SORU 1: farklı düşünceleresahip olma,farklı duygular hissetme,farklı ortamlarda bulunma,farklı bir hayat sürme,farklı genelliklere baglı kalma vs.
SORU 2 : Çok iyi okumak . kafiye,ahenk,ölçü gibi ölçütler göz önünde bulundurulmalıdır. düşünce üretmek.
SoRu 3 :NeciP fazıl kısaKürek şiirde yagmuru,konu edinmiş ve ondan bahsedilmiştir.Necip fazıl bu şiiri yazdıgında karadenizdeymiş



© blogkafem.blogspot.com
sayfa 51
Ölçme ve Değerlendirme:
1-Y,Y
2-Karşılıksız aşk
3-E
4-Ölümden sonra doğaya dönme isteği





sayfa 54
Ölçme ve Değerlendirme:
1-Y,D
2-1.boşluk : Gerçek
2.boşluk : Zengin
3-C
4-anlatıma zenginlik katmak için,farklı anlamlar oluşturmak için
5-üstte mecaz anlam alttakinde gerçek anlam kullanılmıştır.


Sayfa 52

HazırLık
1.Boş
2.
Günlük Dil ile şiir dili arasındaki temel farklılık gerçeğin ifade ediliş biçimidir.GerçekLik günlük dilde oLduğu gibi doğrudan doğruya ifade ediliş Biçimidr.Şiir dilinde ise gerçeklik olduğu gibi değildönüştürülerde farklılaştırılalar verilir.Temelde var olan gerçeklik böylece dönüştürülmüş,imgelenmiştir.

İnceleme
1.
Boş
2.
Tema,Ahenk UnsurLarı ile gerçekleşmiştir.
3.
Şiirdeki gerçeklik her zaman ve herkez için aynı değildir.Bu gerçeklik kişinin İlgisine,Sezgisine,Kültürüne,a nlayışına ve algısına göre değişiklik gösterir...


Sayfa 53
Anlama Yorumlama
1. soru Şiirler Arasındaki Farklar ve Sebepleri
Tema aynı olmasına rağmen temayı oluşturan yapı, ahenk, unsurları ve kelimeler farklıdır.Şairlerin yaşadıkları kültür ve hayata bakış açıları farklı olduğu için şiirleri de farklıdır.

4. soru
Genel olarak;
Bütün anlamlar değişmiştir. Soyut anlamlar kazanmıştır.

sayfa 54:
ölçme ve değerlendirme:
1-Y,D
2-1.boşluk:yan
2.boşluk:zengin
3-C
4-anlatıma zenginlik katmak için,farklı anlamlar oluşturmak için
5-üstte mecaz anlam alttakinde gerçek anlam kullanılmıştır.


sayfa 56
ŞİİR GELENEĞİNİN ÖZELLİKLERİ:
-belirli bir nazım birimi yok
-serbest ölçü kullanılmıştır.
-belirli bir uyak düzeni yok
-konusu herşey olabilir.
-yabancı kelimeler yoktur
-imgeler olduğundan anlaşılması zor
-dil bakımından zengindir

sayfa 57-58-59-60
Ölçme ve Değerlendirme:
1-D,Y
2-C
3-halk edebiyatı
4-mahlas kullanılmıştır.ikisinin de teması aşktır.11li hece ölçüsü kullanılmıştır.nazım birimi dörtlüktür.halk edebiyatı

1.ETKİNLİK CEVABI:
Sanat eserinin zenginliğini gösterir.Çünkü birtek nesne veya obje üzerinde çalışılmamıştır.ßu resimde birden fazla objeyi görebilmekteyiz.

2.ETKİNLİK CEVABI:
1.metinde şair kendi duygularını anlatmış ve daha çok mecaz anlama yer vermiş.2.metinde ise yazan kişinin düşünceleri değil de daha çok bilgi vermek niteliğinde ve gerçek anlama yer verilmiştir.ßu iki metinde ''ßir Günün Sonunda Arzu'' da daha çok anlamlı olduğunu görüyoruz.ßunun nedeni de şairin mecaz anlama çok yer vermesi ve okuyucular tartafından farklı yorumlanmasıdır.

3.ETKİNLİK CEVABI:
Yorum farklılığının sebebi okuyucunun bilgisiyle,kültürüyle,duyguve düşünceleriyle aynı zamanda ruh hali ile ilişkilidir
blogkafem.blogspot.com

1.Sorunun Cevabı:
ßir günün sonunda arzu şiiri 4 birimden oluşmuştur..
1.ßirim:Şair durumunu güller ile ilişkilendirerek anlatmıştır.
2.ßirim:Şair akşam vaktinin kendisinde uyandırdıklarını yazmış.
3.ßirim:Akşamın dünyaya etkisini anlatmıştır.
4.ßirim:Akşam saatlerinden dileğini anlatmıştır.
Teması: Akşamdır.

2.Sorunun Cevabı:
Renk yönü ile ilişki kurulmuştur.Kırmızı rengi ile ilişki kurulmuştur.

3.Sorunun Cevabı:
ßütün dizeler farklı anlamlara çekilebilir.ßunun nedeni ise kişinin yani okuyucunun ruh haline,bilgisine,duygusuna bağlıdır.

4.Sorunun Cevabı:
Evet yorumlanabilir.Şiirde bulunduğubu yeni ve farklı anlamı şiirin bütünlüğüyle ilişkilendirerek sebepleriyle birlikte açıklamak gerekir.

ANLAMA YORUMLAMA
1.Sorunun Cevabı:
Şiirin çok anlamlığından kaynaklanır.Okuyucunun ruh hali,bilgisi,kültürüyle ilişkiilidir.

2.Sorunun Cevabı:
-Şiirin çok ya da tek anlamlı olması,
-Şiirin hangi geleneğe bağlı olması ve geleneğin özellikleri,
-Şiirin yazıldığı zamanın koşulları

3.Sorunun Cevabı:
Zamanın çok çabuk geçtiğini ve insanda büyük değişikler yarattığıdır.

ÖLÇME DEĞERLENDİRME
1)D,Y
2)TEMA
3)E ŞIKKI
4)C ŞIKKI

Ölçme Değerlendirme
1) D-Y
2)Kör olmasına yazılacak boş yere.
3)Çapraz eşlendireceksin.

blogkafem.blogspot.com

sayfa 60
1)dört birimden luşmuştur
3)akşam yine akşam yine akşam
göllerde bu dem bir kamış olsam


Sayfa 6o
Ölçme Değerlendirme
1-)Y,D
2-)Anlam , aynı tema
3-)E

Sayfa 61
4-) C

Sayfa 62
1.Etkinlik
Abdülhak Hamid Makber şiirini karısının ölümü üzerine yazmıştır.

Sayfa 63 - 4. Etkinlik
Cahit Sıtkı Tarancı şiirlerinde ölümü , yaşama sevincini dile getirmiştir.



1-)

Şairin adı : Ahmet Haşim - Şiirin Adı : Havuz -

Şairin adı : Karacaoğlan - Şiirin Adı : Semai - Sebebi : Nazm şekli Semai'dir .

Ölçme Değerlendirme
1)D,Y
2) kör olmasına
3)Kutular çapraz bir şekilde eşleştirilecek

Sayfa 65
4-) E
5-) Şair divan şiirini seviyor , yok olmasını istemiyor . Fakat kendisi de modern şiir yazıyor ..

sayfa 67 :
1)Hikaye metninde anlam kaybı daha az olurdu.Çünkü redif ve kafiye kullanılmamıştır.
2)çoçuğun ateşlenmesi
Doktorun gelmesi
Annenin telaşlanması
Çocuğun iyileşmesi
Annenin korkusu
3)Gerçek hayatta yaşanılabilir niteliktedir ve bu yüzden yaşanılabilir.
4)-
5)Lirik şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Epik şiir
Destansı özellikler gösteren şiirlerdir. Kahramanlık, savaş, yiğitlik konuları işlenir. Okuyanda coşku, yiğitlik duygusu, savaşma arzusu uyandırır. Daha çok, uzun olarak söylenir. Divan edebiyatında kasideler, Halk edebiyatında koçaklama, destan, varsağı türleri de epik özellik gösterir. Tarihimizde birçok şanlı zaferler yaşadığımızdan, epik şiir yönüyle bir hayli zengin bir edebiyatımız vardır.

Lirik Şiir
Aşk, ayrılık, hasret, özlem konularını işleyen duygusal şiirlerdir. Okurun duygularına, kalbine seslenir. Eskiden Yunanlılarda “lir” denen sazlarla söylendiğinden bu adı almıştır. Tanzimat döneminde de bir saz adı olan “rebab” dan dolayı bu tür şiirlere rebabi denmiştir. Divan edebiyatında gazel, şarkı; Halk edebiyatında güzelleme türündeki koşma, semai lirik şiire girer.

Pastoral şiir
Doğa şiirlerini, çobanların doğadaki yaşayışlarını anlatan şiirlerdir. Doğaya karşı bir sevgi, bir imrenme söz konusudur bunlarda. Eğer şair doğa karşısındaki duygulanmasını anlatıyorsa “idil”, bir çobanla karşılıklı konuşuyormuş gibi anlatırsa “eglog” adını alır

Satirik şiir
Eleştirici bir anlatımı olan şiirlerdir. Bir kişi, olay, durum, iğneleyici sözlerle, alaylı ifadelerle eleştirilir. Bunlarda didaktik özellikler de görüldüğünden, didaktik şiir içinde de incelenebilir. Ancak açık bir eleştiri olduğundan ayrı bir sınıfa alınması daha doğru olur. Bu tür şiirlere Divan edebiyatında hiciv, Halk edebiyatında taşlama, yeni edebiyatımızda ise yergi verilir.

Dramatik şiir
Tiyatroda kullanılan şiir türüdür. Eski Yunan edebiyatında oyuncuların sahnede söyleyecekleri sözler şiir haline getirilir ve onlara ezberletilirdi. Bu durum dram tiyatro türünün ( 19. yy. ) çıkışına kadar sürer. Bundan sonra tiyatro metinleri düz yazıyla yazılmaya başlanır.

Dramatik şiir harekete çevrilebilen şiir türüdür. Başlangıçta trajedi ve komedi olmak üzere iki tür olan bu şiir türü dramın eklenmesiyle üç kere çıkmıştır.

sayfa 70
Ölçme değerlendirme cevapları:

1) D,Y
2)Birincisi pastoral
İkincisi Didaktik
Üçüncüsü Satirik
3)şiir
4) A şıkkı

72.Sayfa 1.Metin incelemenin cevapları:

1)Aruz ölçüsü vardır.Dize sonlarındaki ses olaylarıyla ahenk ritim yapılmıştır.

2)Nazım şekli:Gazel Nazım Birimi:Beyittir.

3)

a bölümünün cevapları:
1.Birim:Cemin devrinin sona erdiğini,
2.Birim:Halkın arasında iyilik kalmamış sadece selam olduğunu,
3.Birim:Sevgilinin iyiliği karşısında rakiplerinin ham meyve kalacağini,
4.Birim:Kötülüklere karşı inkitam alınamadığı,
5.Birim:Allahtan bu dünyada yapamadığı işleri yapmayı istiyor.

ß.bölümü:

Gazel'in birinci ve üçüncü beyti arasında anlam bakımından bir ilişki vardır,Çünkü her iki beyitte de yakınma söz konusudur.

4)Divan şiiri geleneğine bağlı yazılmıştır.Yabancı isim ve tamlamalar divan şiiri özellikleridir.

5)İnsanların artık bazı değerleri unuttuğudur.

6)Gölgede kalan meyve olgunlasamaz.

7)ßize de saki cem in kadehiyle içki su,bizimde gönlümüz açlsın.

8)Söz sanatı Telmihtir. 1. beytte kullanılmıştır.

74.Sayfanın cevapları:

1)Hece ölçüsüyle ritim oluşturulmuştur.Dize sonlarındaki ses benzerliklerinden ahenk,ritim oluşturulmuştur.Nazım birimi dörtlüktür.ßirim sayısı dörttr.Nazım şekli koşmadır.

2)Nazım şekli: Koşma
Nazım birimi : kıta (dörtlük)

3)
1.Birim:sevgilinin güzelliğinden söz ediyor.
2.Birim:Aşkın özlemini dile getirmiştir.
3.Birim:Sevgilinin aşığın üzerindeki etkisini anlatıyor.
4.Birim:Sevgiliyle dolaşmayı istediğini anlatıyor.
Teması: Aşk

4)1.cümlede mecaz anlatım,2.cümlede tekrar mecaz anlatım ve son cümlede benzetme ve mecaz anlam vardır.

5)Koşmanın ait oldugu dönemde aşk anlayışının sevgiliye bağlı hakim bir anlayış oldugunu anlıyoruz.

6)1.de mübalaga 2.de Tenasüp

75.Sayfanın cevapları:

ETKİNLİK:

ßenzerlikleri:
-İkisi de sade dil ile yazılmış,halk deyişlerine yer verilmiştir.
-İkisinde de (6+5) 11'li hece ölçüsü kullanılmıstır.
-İkisi de kıtadır.
-İkisi de koşmadır.
-İkisinde de aşk konusu temadır.


Sayfa 77
1)Nazım birimi dörtlüktür.ßu açıdan koşma,semai nazım şekilleriyle benzerlilik gösterir.Aruz ölçüsü vardır.ßir divam şiiridir.Nazım şekillerinden ise gazel,kaside,şarkı nazım şekilleriyle benzerlilik gösterir.

2)
İstiklal Marşında işlenen konuları inceleyecek olursak şunlardır;Türk milletine sesleniş,ßayrağa sesleniş,Türk'ün yılmaz karakteri,Askerlerin yaptıklarıdır.

3)
Ocağı tütmek soyu devam etmek anlamında,ocağı sönmek ise bunun tam aksine soyunun tükendiği anlamına gelmektedir.

4)
Renk bakımından ilişki kurulmuştur.

5)
Mehmet Akif Ersoy bu sözü ile Kurtuluş Savaşı yıllarının Türk milleti için ne kadar acı verici bir zaman olduğunu anlatmak için söylemiş ve bir daha Türk Milletinin böyle bir felaket ile karşılaşmasını istememiştir.

6)
Kurban olmak deyimi Sana dökülen kanlarımızın hepsi helal dizesi ile uygunluk gösterir.

7)
ßirinci de sevgilinin kaşına benzetilmiş ikinci dizede ise aya benzetilmiştir.

8)
ßu dize demir dağının eritildiği ''Ergenekondan Çıkış'' ile ilişkilendirirebilir.ßu ifade de Türk milletinin zorluklara karşı yılmayacağını gerekirse dağları aşıp engelleri geçebileceğini anlatıyor.

9)
''Ulusun'' ifadesinin anlamı hayvan ulumasıdır.Tek dişi kalmış canavar dizesinde bahsedilen ise ßatı Devletleridir.

10)
Sosyal hayatı anlatan dizeler ;
*ßu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli.
*Ebedi yurdumun üstünde beniminlemeli.

Tarihi Geçmişi anlatan dizeler ;
*ßen ezelden beridir hür yaşadım,hür yaşarım.

Sana olmaz dökülen kanlarımızın hepsi helal dizelerinde ise Türk milletinin Vatanı için bayrağı için düşünmeden canını verebileceğinin göstergesidir.

11)
Mehmet Akif Ersoy'un İstiklal Marşına yansıyan sanat anlayışı;Milli edebiyat döneminin dili ve söyleyişi.Anlamın okuyucunun ruh haline değilde metne bağlı olması.Şiirlerine yansıyan toplumsal sorumluluk ve gerçek samimiyettir.

12)
Mehmet Akif,kullandığı aruz ölçüsü ve bazı yabancı kökenli kelime gruplarıyla divan şiiri geleneğinden yararlanmış.Özellikle ikinci dörtlükteki halk söyleyişleriyle (kurban olmak,helal etmek) halk şiirine benzetmiştir.

13)
Arkadaşlar yazdığım söz sanatlarını verilen boşluklara sırasıyla yazacaksınız.

-Nida (seslenme sanatı)
-Mecaz-ı Mürsel
-Mecaz-ı Mürsel
-Tekrar sanatı
-Teşhis sanatı
-Nida (seslenme sanatı)
-Mubalağa (abatma sanatı)
-ßenzetme sanatı
-Teşhis sanatı

Sayfa 78
1)Manzumedir.Çünkü,metinde olay örgüsü,kişileri,zaman,yer gibi edebi unsurlar bulunmaktadır.
2)Manzumenin ritmi 11′li hece ölçüsüyle,kafiye ve rediflerle sağlanmaktadır.
3)Bu manzumenin nazım birimi dörtlük,ölçüsünün 11′li hece ölçüsü,birim sayısının beş olması nedeniyle koşmaya benzemektedir.Yani bumanzumenin nazım şekli koşmadır.
4)Nazım birimi örtlüktür.
5)
1.Birim:Bektaş subaşı’nın diktiği taştan bahsedilmektedir.
2.Birim ok atma gününde önemli şahsiyetlerin bulunduğunu keman kaşların sırasıyla oklarını attıklarını söylüyor.
3.Birim:Bektaş Subaşı’nın ok atışını anlatıyor.
4.Birim padişahın onun atışını beğendiğini ve ona oku nereden aldığını anlattığını söylüyor.
5.Birim:Bektaş Subaşı’nın okunu neden aldığını söylüyor.
Teması:Kahramanlıktır.
6)
-Kemankardeşlerin sırasıyla ok atması,
-Bektaş Sunaşı’nın ok atması,
-Padişahın Bektaş ile konusması,
-Bektaşın cevap vermesi.
7)Manzumenin konusu tarihi bir olaydır.İşleniş bakımından ise kahramanlık teması oldugu için epik bir şiirdir.
9)Manzume de Yavuz Sultan Selim’den ve İstanbul’un fethinden bahsetmektedir.
10)Ok manzumesinin yaşanmış ya da yaşanılabilecek bir olayın doğal bir dil ile anlatımı vardır.

SAYFA 79 VE 80

7.Metin;
Şehirlerin Dışından

1)
Şiirde çokca kafiye ve redif kullanılması ve şiirin 7'li hece ölçüsüyle yazılması şiirde bir ritim ve ahengin olduğunu gösterir.

2)
Koşma ve ilahi nazım şekilleriyle benzerlik göztermektedir.Şiirin nazım şekli serbest nazımdır.Çünkü nazım birimi dizedir.Şiirde birim zorunluluğu yoktur.şiir tek birimden oluşmaktadır.

3)
Şiirde şehrin bunaltıcılığından kaçma,doğaya sığınma,doğa güzellikleri ve Canabb-ı Hak konu olarak işlenmiştir.Şiirin teması da ''doğa'' dır.

4)
Şair,doğanın sade.liği ve güzelliğinden,şehrin artık her taraftan insanı kuşatan cam gözlü devlerin istilasına uğradığından behsedilmiştir.ßu da o dönemin şehirsel bir bölge olduğunu göstermektedir.

5)
Doğa teması işlendiği için pastoral şiirdir.

6)
Şehirlerin Dışından adlı şiirde,şair bireysel ve ruh halini yansıtan konuları ele alması ve şiirlerinde tasavvufi düşüncelere yer vermesi örneğin ''Allah'ı zikrede.lim / sulas,kuşlar,halkımız ) olabilir.

7)
''Dervişlik olaydı tac ile hırka / ßir dahi alırdık otuza kırka'' dizeleriyle ''insanın unuttuğu / Allah'ı zikrede.lim / Gül ve sümbül hırkamız '' dizelerinde tasavuf geleneği kullanılmıştır.Yani iki şairin de aynı ayetlerden yararlandığı söylenebilir.Ayrıca '2Allah'ı zikredelim '' gibi sözcüklerde de tasavvufideki ßaki'nin kullanmış olduğu tasavvuf geleneğinden etkilenmiş ve yararlanmıştır.

8)
Mağaralar,ormanlar,ıslık,yıl an,çığlık,çakal gibi sözcüklerde doğal gerçeklik unsurları bulunmaktadır.Şair,doğal gerçekliğe duygu ve düşüncelerini de katmış böylelikle ''şiie gerçekliği'' ni oluşturmuştur.Ayrıca şiirde dere,dağ,ev,tüy,baykuş,deniz gibi sözcüklerde de doğal gerçeklik kullanılmıştır.

9)Şiir dilinde imgelerin kullanıldığı,sözcüklere yeni anlamlar yüklediğini göstermektedir.

11)
ßu dizelerde dereler ve dağlar,insan gibi düşünülmüş ve teşhis (kişileştirme) sanatı kullanılmıştır.Şair dereleri yol gösterici , dağları ise bir dost,arkadaş olarak görmüştür.

12)
*Nüfusun kalabalıklaşmasıyla bir kargaşa ve gürültü ortamının oluşması,
*ßeton devrine girme,
*ßilinçsiz bir şekilde şehirsel hayata geçme...


8-tabiatda var olangerçeklerdir.Sema gibi benzerlikler vardır.
9-incesel bir dil kullanılmıştır.Cam gözlü devler bina ve apartmanı ifade eder.
10-Haydi yürü; seslenme sanatı
Kat Kat çıkmış evlerin; istiare
O cam gözlü devlerin; teşhis sanatı
11-teşhiş sanatı kullanılmıştır. Dereler yoldaşımız dosta benzetilmiş.Dağlar omuztaşımız türk milletine benzetilmiştir.
12-Nüfusun kalabalıklaşması,yeşilliklerin azaldığı,plansız bir artış olduğu sonucudur


sayfa 81
1-Serbest ölçüdür.Kafiye vardır an'lar kafiyedir.Bizim'ler rediftir.Ak'lar tam kafiye a'larda asonans vardır.Modern şiir geleneğine bağlı olarak yazılmıştır.
2-Modern şiir geleneği vardır.Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.halk şiiri geleneğinden koşmaya benzelmiştir.
3- Birimden oluşmuştur.Teması kardeşlik konusu insanlığın insanlığa barışı
4-Şair bir ulusu anlatmak için ağaçla benzerlik kurmuştur.
5-İnsanları dışlayan ve onları istemeyenlerdir ve bunları AMERİKAN devleti yapıyordu AFRİKA lıları dışlayıp onlara eziyet ettiyorlardı.
6-şiir dilinden imgeler çarpıcı ve açık bir şekilde kullanılmıştır.
7-Türk Tarihi ve Kültüründe At onlar için bir Kültür olmuştur ve onlara hep sahip çıkmışlardır.
9-TEZAT SANATI: zıt kavramların bir arada kullanılması cennet:cehennem gibi
TEŞBİH SANATI : Benzeyen benzetme sanatı edatlı sanat tek unsuru istiaredir.


Sayfa 82
1.soru
nazım bırımı beyıttır.
kafıye kullanılmıstır.
hece olcusu vardır.
mubalaga sanatı kullanılmısıttr.
3.soru
camı avlusundan bahsedıyor. bu camınınde eskı oldugunu soyluyor..

Sayfa 83
1.soru;
nazım seklı 2 lı dızelerden olusmustur.
hece olcusu yoktur.
kafıye duzenlı degıldır.
duygusal lırık bır sıırdır.
3.soru;;
benzetme
4.soru;;
sevgılıye duyulan özlem onu hatırlamak.sevgiliye duyulan ozlem var.saırın sevdıgıne olan özlemm
6.soru;;
hasret konus vardır.ışık=somuttur.
7.soru;;
Kısılestırme sanataı kullanılmıştır.
8.soru;;
Ask ve hasret bakımından lırık bır şiir.

Ölçme ve Değerlendirme
1.soru :
D, Y
2.soru :
kısılestırme yanı teshıs sanatı vardır.
3.soru :
E
4.soru :
D

sayfa 84

Ölçme Ve Değerlendirme
1-D ve Y
2-Teşhis sanatı
3-E
4-D
5-Tecalül-i arif-İstihare

sayfa 86

2.ünite ölçme değerlendirme:
1-Y,D
2-didaktik
3-modern şiir
4-D
5-telmih
6-E
7-D
8-E
9-E
10-A

sayfa 87
bulmaca:
1-zihniyet
2-yöntem
3-türkü
4-manzume
5-didaktik
6-koşma
7-kafiye
8-ahenk
9-aruz
10-beyit
11-aliterasyon
12-epik


sayfa 89
hazırlık
1. Bilmiyorum

2. Bir spor karşılaşmasını radyodan dinlerken sesler bozuk bozuk gelir. Televizyondan dinlerken düzgün ve anlaşılır. Karşılaşmayı televizyondan izleyebiliriz. Ama radyodan izleyemeyiz.

sayfa 91

1.etkinlik: Gerçek ya da gerçege uygun olarak tasarlanmış olayları anlatan yazılara hikaye(öykü) denir. Hikayede olay, yer, kişiler ve zaman olmak üzere dört ögeden oluşur. Bu ögeler gerçektir ya da gerçege uygun olarak tasarlanmıştır. Olay tektir. Kişi sayısı, romana göre azdır. Zaman, romana göre daha dardır.

1.
benzerlikler
-olay, yer, kişi ve zaman vardır.
-her ikiside edebi metindir.
-gerçek hayatta yaşanılabilir.
-serim, dügüm ve çözüm vardır.
farklılıklar
-tiyatroda sahne kullanılır.
-hikayede olay tektir.
-tiyatro metni diyalogdan olşur.

2. anlatmaya baglı edebi metin:Köpek
göstermeye baglı edebi metin: Vatan Yahut Silistre

sayfa 92

3. Tiyatro yapıtlarında konuşanların hareketlerini, durumlarını açıklamak ve göstermek için kullanılır.

anlama yorumlama

1. Anlatmaya baglı edebi metindir. Hikayedir. Gerçek ya da gerçege uygun olarak tasarlanmış olayları anlatan yazılara hikaye(öykü) denir. Hikayede olay, yer, kişiler ve zaman olmak üzere dört ögeden oluşur. Bu ögeler gerçektir ya da gerçege uygun olarak tasarlanmıştır. Olay tektir. Kişi sayısı, romana göre azdır. Zaman, romana göre daha dardır.
Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri vardır.

sayfa 93


2. birinci resim göstermeye baglı edebi metindir. ikinci resim ise anlatmaya baglı edebi metindir.

ölçme degerlendirme

1.D,Y

2. 1. boşluk: anlatmaya baglı edebi metin, 2. boşluk: göstermeye baglı edebi metindir.

3.D

4. E

SAYFA 94 - 95 - 96

Hazırlık:

1)Yerli bir filmle yabancı bir film arasındaki farklılıkların temelinde farklı kültürlerin ürünü olmaları yatmaktadır.Zihniyet şemasında da görüldüğü gibi dini,siyasi,sosyal,ekonomik,si vil ve askeri farklılıklar,ortaya çıkan ürünlerde de kendini göstermektedir.

2)Cumhuriyetin ilk yıllarında sosyal,siyasi ve kültürel ortamda bir atılım ve modernleşme hamlesi görülmektedir.Sosyal ortam,yapılan inkılaplarla çağdaş medeniyet seviyesine çıkarılmaya çalışılmış,kültürel alanda ise,yine yapılan inkılaplarla çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak amacıyla bir hamle söz konusudur.



1.Etkinlik:
1.Grup:
*Kavak yelleri adlı metindeki ''idealist,kömür çarpması,mübalağalandırmak,tel graf,Anadolu'daki büyük işler,amma,yaylı araba,at sırtı,mektup ve kesafet'' ifadeleri metnin cumhuriyetin ilk yıllarına ait bir metin olduğunu göstermektedir.Çünkü kullanılan bazı sözcükler,araç isimleri ile Anadolu'daki büyük işler ve idealist ifadeleri cumhuriyetin ilk yıllarındaki kalkınma hamlesini,Yahya Kemal'in ifadesiyle '' mektepten memlekete'' hareketini yansıtmaktadır.

2.Grup:
*Kavak Yelleri adlı metinde cumhuriyetin ilk yıllarındaki büyük kalkanma hamlesi çerçevesinde Anadolu'ya giden birkaç idealist gencin yaşadıkları anlatılmaktadır.





İnceleme:

1)''İdealistlerden biri'' ve ''Anadolu'daki büyük işler'' ifadeleri dönemin birçok kalkınma ve ilerleme hedefini gerçekleştirmek amacıyla sosyal ve siyasi alanda yeniliklerin yapıldığını göstermektedir.Bahsedilen dönem Atatürk'ün inkılapları etrafında çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma hatta onları da geçme ideallerinin yediden yetmişe herkesi sardığı bir dönemdir.


2)Kavak Yelleri adlı metinde konu olarak idealist birkaç gencin Anadolu'da büyük işler yapamk için yola çıkmaları işlenmiştir.Bu durum Reşat Nuri Güntekin'in döneminin olaylarına dışarıdan bakmadığını , sanatta faydayı gözettiğini göstermektedir.Yine metnin dilinin sade olması da cumhuriyetle birlikte her şeyde olduğu gibi dilde de milliliğe yönelişin olduğunu,yazarın da buna yabancı kalmadığını göstermektedir.


3)Kavak Yelleri adlı metin döneminin sosyal,kültürel,ekonomik ya da sosyal unsurlardan herhangi birini yansıtmak amacıyla yazılmamıştır.Zaten dönemin zihniyetinden bağımsız değildir,dönemin bir aynasıdır.


ANLAMA-YORUMLAMA

2.Etkinlik:
*asiye Teyze'nin Evi adlı metinde şehirleşme etkileri,böylece sosyal ve ekonomik alandaki değişmeler,bununla birlikte yine bu etki ve değişimin neden olduğu kuşaklar arası çatışmalar görülmektedir.
Metinde sosyal hayatın en küçük birimi olan ailenin yansıtılması,edebiyatta amacın sanat değil,fayda olduğunu benimsediğini göstermektedir.



1)Asiye Teyze'nin Evi adlı metnin teması ''kuşaklar arası çatışmadır.'' Metindeki ''yeh,peh,sası çalıyor heç tadı yok,kızım kendi elinle saplaıp kendi elinle batırdığın sucuğun tadı heç bir şeyde yok'' ifadeleri yerel konuşma özellikleridir.
Bu ifadeler metnin teması olan ''kuşaklar arası çatışma''yı daha da hissettiren,etkili ve eski-yeni nitelendirmelerini derinleştiren ifadelerdir.


2)Bir edebi eser,döneminin sanat anlayışını,kullanılan türler,işlenen temalar,dil ve anlatım ile sanatı etkileyen akımlar bakımından yansıtır.

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME

1)Boşluğa sosyal yazılacak.

2)D-Y

3)C şıkkı

SAYFA 97-98-99-100-101-102. Sayfaların Cevapları
Forsa İncelemenin Cevapları:

1)
Forsa adlı hikayede olayları birbirine bağlayan unsurlar hikayenin de yapısını oluşturan kişiler,zaman ve mekandır.Hikayedeki Kara Memiş,Turgut,korsanlar,efendi, bağcı,Türk askerleri kişileri ; otuz sene,kırk sene,altmış yaşında gibi yuvarlak ifadeler zamanı ; korsan gemisi,ada ve Türk gemisi de mekanları göstermektedir.

2)
Arkadaşlar grafiği burada çizemiyorum ..

3)Forsa adlı hikayede anlatılanların gerçek hayatta aynen yaşanması mümkün değildir.Çünkü metinde anlatılanlar ‘’kurmaca gerçeklik’’tir.Doğal gerçeklik olarak düşünülse bile aynı olay örgüsüyle,kişilerle,zaman ve mekanlarıyla anlatılanların aynen yaşanması mümkün değildir.

4)
’’İnsana özgü gerçeklik’’ söz grubu,insana ait her şeyi,onun hayal,tasarı,izlenim ve düşüncelerini de içine alarak ifade eden gerçekliği ortaya koymaktadır.

5)Forsa adlı metine ekleme yapacak olursak metinin yapısı ile uyumluluk gösteremeyebilir.

6)

Kara Memiş nasıl bir insandır?

=>Korsanlara esir düşmüş,vatan hasreti çeken bir insandır.

Kara Memiş durağan mıdır , dinamik midir?

=>Olaylar Kara Memiş’in etrafında gerçekleştiği için dinamiktir.

Hikayenin hangi kısmı sizin Kara Memiş hakkında böyle düşünmenize neden oldu?

=>Ana kahraman olduğu için hikayenin bütününde bu durum söz konusudur.

Sosyal ortam ve çevre Kara Memiş’i nasıl etkilemiştir?

=>Yaşadığı ortam Kara Memiş’in olumsuz olarak etkilenmesine sebep olmuştur.

Kara Memiş’in karakterler/ tipler üzerinde etkisi varmı?

=>Diğer karakterler üzerine herhangi bir etkisi yoktur.

Kara Memiş,kendi kişiliğinin farkında mı?Yani sizin onun için düşündüklerinizi o da kendi hakkında düşünüyor mu? Neden?

=>Evet,yıllar geçmesine rağmen ümidini kaybetmemesi kişiliğinin farkında olduğunun göstergesidir.

Sizce gerçek hayatta Kara Memiş gibi davranan biri olabilir mi?

=>Gerçek hayatta Kara Memiş gibi davranan biri olamaz.

7)
Forsa adlı hikayedeki mekanlar ve özellikleri şu şekildedir;

*Korsan Kadırgaları:Kara Memiş’in kürek mahkumu olduğu mekan.
*Akdeniz kıyısındaki ada:Kara Memiş’in esir olarak satıldığı ve ömrünün geri kalanını geçirdiği mekan.
*Kulübe:Kara Memiş’in azat olduktan sonra yaşadığı mekan.
*Kasaba:Kara Memiş’in acıktığında gittiği ada kasabası.
*Büyük Türk Kadırgası: Kara Memiş’in oğlu Turgut’la karşılaştığı mekan.

Aynı hikaye farklı bir mekanda kurgulansa aynı etkiyi göstermez.Çünkü metindeki kişi ve mekan arasında bir bütünlük vardır.Farklı bir mekan bu bütünlüğü bozacağından farklı bir mekanda yapılacak kurgu aynı etkiyi yaratmaz.

8)Ömer Seyfettin’in Forsa’yı yazma amacı,okuyucuda ya da dinleyicide estetik bir etki bırakmaktır.ßu estetik etki içerisinde verilmek istenen ileti de vardır.

9)
Forsa’da anlatılan olayların ‘’insana özgü gerçeklik’’ olmasını sağlayan unsurlar,çekirdekte bir insanın yer alması,onun duygu,izlenim,hayal ve ümitlerinin yine insana özgü biçimde var olmasıdır.

10)Forsa adlı hikayedeki zaman ifadelesi olarak şu şekilde örnek verebiliriz;

*Bu ‘’her gece’’ uykusunda kendisini kurtarmak için birçok gemilerin pupa yelken gelmediğini gören zavallı eski bir Türk forsasıydı.

Zaman,metindeki yapıyı tamamlamak amacıyla kullanılan unsurlardan biridir.

ANLAMA-YORUMLAMA

1)
Anlatmaya bağlı edebi metinlerde yapıyı oluşturan olay örgüsü kişiler,zaman ve mekan metnin mesajını vermede ve somutlaştırmayı gerçekleştirmede kullanılan bir amaçtır.Bu amaçları kullanmaktaki amaç ise metinde verilmek istenen iletidir.

2)
Tünek Ahmet adlı metin parçasının yapısını oluşturan unsurlar:

Olay Örgüsü:
-Ahmet’in uykuya dalması,
-Ahmet’in yanına birkaç kişinin gelmesi,
-Ahmet’in Tünek Ahmet olması,

Kişiler:
Ahmet,Poyraz Hasan ve diğerleri.

Zaman:
Adalardaki ‘’fenerler’’den her biri göz kırparak,’’ışıklarıy’’la Ahmet’in söylediklerini tatlı tatlı yalanlıyorlardı.

Mekan:
-Battaniyesinin yarısı üzerinde yarısı ‘’denizde,güverteye’’ uzanmış.

3)
Verilen metin parçası hikayenin çözüm bölümüne aittir.Çünkü hikayede anlatılanlardan sonuçlandırılmıştır.

ÖLÇME-DEĞERLENDİRME

1)
Y-D

2)
Mustafa Meraki Efendi ve Mehmet’tir. Olucak.

3)
C şıkkı

4)
D şıkkı

5)
Verilen metin parçasında mekan,betimlenerek ve kahramanın ruh halini etkisi yönüyle verilmiştir.

6)
Verilen metin parçasında kahraman,kişilik özellikleriyle anlatımıştır.Anlatılanlara göre kahraman kitaplarla içli dışlı onları hayatının merkezine koyan bir yapıya sahiptir...


SAYFA 103 - 104 - 105 - 106

Hazırlık:
Dostluk temasının işlendiği hilayenin bir bölümünün çıkarılıp yerine doğa sevgisi ile ilgili bir bölüm eklendiğinde hikayenin teması ile uyuşmadığını,hikayenin anlam bakımından bozulmasına neden olduğunu gözönünde bulundururuz.

İnceleme

1.Etkinlik:


1.grup => Kırk Yalan Masalı

*Padişahın çocuklarına vasiyetini bildirmesi,
*Sarı tüylü,mavi gözlü adamın saraya gelmesi,
*Köse'nin saraya gelmesi,
*Cücenin saraya gelmesi,
*Şehzadelerin musrifliği,
*Sarı tüylü,mavi gözlü adamın büyük şehzadelerin atını çalması,
*Köse'nin ortanca şehzedenin yularını çalması,
*Cücenin küçük şehzadeye mağlup olmadı.

2.grup => ßay Kordes

*Horoz ile tavuğun geziye çıkmaları,
*Yolda bir kedi ile karşılaşmaları ve onu da yanlarına almaları,
*Yolda değirmen taşı,yumurta,ördek,toplu iğne ve dikiş iğnesine rastlayıp onlarıda yanlarına almaları,
*ßay Kordes'in evine ulaşıp her birinin bir yere yerleşmesi,
*ßay Kordes'in evine dönmesi ve başına gelenler.

Yukarıdaki parçalara metin içinde anlam kazandıran ve diğer parçalarla birlikte anlamlı bütün olmasını sağlayan unsur metinlerde işlenen ''tema''dır.

1)ßütün edebi metinler bir tema etrafında birleşen parçalardan meydana geldiği için yukarıda yapılan işlem tüm edebi metinler için geçerlidir.

2)ßay Kordes adlı masaldaki temel çatışma,dost-düşman,iyi-kötü çatışmasıdır.Masalın teması ise, ''Kötülük yapan cezasız kalmaz''dır.

3)''Hazıra dağ dayanamayacağı için bu üç adam böyle vurup harman savurarak kısa zamanda büyük şehzadenin bir sandık altınını tüketirler.'' ifadesi Kırk Yalan Masalı adlı metinin teması olan ''Hazıra dağ dayanmaz'' ifadesiyle örtüşen bir ifadedir.
Yine ''Anlaşılan pek kötü yürekli biriymiş,ßay Kordes'' cümlesi de ßay Kordes masalının ''Kötülük yapan cezasız kalmaz.'' temasıyla aynı doğrultudadır.

4)Kırk Yalan Masalı adlı metinde sosyal hayat ile ilgili unsurlar;yönetimin padişah tarafından gerçekleştirilmesi,binek hayvanı olarak ''at''ın kullanılması,alışverişin kurulan pazarlarda yapılması gösterilebilir.
Yine ''Hazıra dağ dayanmaz.'' teması ise düşünce tarihinin bir yansımasıdır.
ßay kordes adlı metindeki dikiş iğnesi,değirmen taşı,iskemle,karyola ve ok sözcükleri günlük hayatta kullanılan bazı araçları göstermektedir.
Yine ''Kötülük yapan cezasız kalmaz'' teması ise düşünce tarihinin bir yansımasıdır.

ANLAMA-YORUMLAMA

2)ßir metinin temasının metindeki olaylardan bağımsız olarak ele alınması mümkün değildir.Çünkü metnin yapısı temaya göre oluşturularak kurgulanır.

Ö.LÇME-DEĞERLENDİRME


1) D-Y

2)Vatan Sevgisi

3)C

4)D

5)Anlatmaya bağlı edebi metinlerin yapısını oluşturan olay örgüsü,kişiler,zaman ve maken unsurları metnin temasi etrafında bir araya getirilerek kurgulanır..

© her hakkı blogkafem.blogspot.com sitesine aittir


Sayfa 109
anlama yorumlama;
1.soru : gonderıcılık işlevınde yazılmıstır.
2.soru : yazılan olayları dısarıdan izlemıs ızlenımlerı yazmıs ılahı bakıs acısı vardır.
3.soru : istanbul'un özelliklerinden bahsetmıs.Cosku verıcı bır metındır.Surukleyıcıdır...
4.soru : İlahı bakıs acısı vardır.
5.soru : Evet.anlatıcı olayları kendı ınandırıcılıgı ıle anlatır.

Sayfa 110
Ölçme ve Degerlendırme
1.soru : Y - D
2.soru :İlahi bakıs acısıyla yazılmıstır.
3.soru : D
4.soru : D
5.Soru: -

blogkafem.blogspot.com

sayfa 111 - 112 - 113
İnceleme:

1)
Verilen parça hikayenin ait olduğu dönemde ekonumik sıkıntılar çekildiğini,yaşam şartlarının zorluğunu bu nedenle küçük yaşta çocukların çalışmak zorunda kaldığını ifade etmektedir.Bu sonuçlar,hikayede işlenen ''sıradan insanların geçim sıkıntısı''yla da aynı doğrultudadır.

2)

*GÜĞÜM
-Dil ;
Metinde doğal dilden farklı,yan anlam ve mecaz değerleri taşıyan edebi bir dil kullanılmıştır.

-Anlatım ;
Metinde ''kahraman anlatıcı bakış açısı'' vardır.Anlatıcı tasvir ve tahlillerle dile yeni değerler yüklemiştir.

-Tema ;
Metinde kahramanın yaşadığı ''an''dan bir kesit işlenmiştir.Bu kesitte kahramanın özlemi ve yaşadıkları anlatılmıştır.

-Zihniyet ;
Metinde döneminin komşuluk ilişkileri,sosyal yaşamın birer unsuru olan vapur yolculukları,halat arabacıları ve meydan salepçileri yansıtılmıştır.


*ELLİ KURUŞ
-Dil ;
Metinde doğal dilden farklı , edebi bir dil kullanılmıştır.

-Anlatım ;
Metinde ''kahraman bakış açısı kullanılmıştır.

-Tema ;
Hikayede sıradan inanların geçim savaşı anlatılmıştır.

-Zihniyet ;
Hikaye,döneminin toplumsal ve ekonomik yaşama ışık tutmaktadır.

3)
Her iki metinde de geçim sıkıntısı tema olarak ele alınmıştır.Bu durum Orhan Kemal'in hikayelerinde sıradan insanların geçim savaşlarını,ekonomik sıkıntılarını tema olarak işlediğini,dolayısıyla edabiyatımızdaki ''toplumsal gerçeklik'' geleneğine bağlı olduğunu göstermektedir.

ANLAMA YORUMLAMA
1)
Anlatmaya bağlı edebi metinlerde,yazarların kendinden önceki metinlerden faydalanması okuyucuların metinleri doğru değerlendirebilmesi için,onlara edebiyat edebiyat geleneklerini bilmek ve anlamak zorunluluğu yükler.Herhangi bir metindeki unsurların tam olarak anlaşılması,bağlı oldukları gelenekteki kullanımlarıyla ilişkilidir.Bunun dışında yapılacak bir anlamlandırma ya metnin tam olarak algılanmamasına ya da yanlış algılanmasına sebep olur.

2)
Bir edebi eser yazıldığı dönemden bağımsız olarak ele alınamaz.Edebi metinleri ortaya koyan yazar,yaşadıkları toplum,kültür ve benimsedikleri sanat anlayışlarını eserlernde yansıtırlar.


ÖLÇME-DEĞERLENDİRME:
1)
D-Y
2)
Edebiyat olacak.
3)
D şıkkı
4)
Cümlede yazarların eserlerini kendilerinden önceki edebiyat birikimini ve dönemlerindeki edebiyat anlayışlarını dikkate alarak,onlardan etkilenerek oluşturduklarını ifade etmektedir.


Sayfa 114 - 115 - 116 - 117
Hazırlık
1)
''Bütün parçaların toplamından fazla bir şeydir.'' ifadesi bir bütünü meydana getiren parçaların hiçbir zaman bütünün kendisini karşılayamayacağını anlatmaktadır.Ona bu özelliği kazandıran ise,bir birlik etrafında kazandığı niteliktir.

2)
Aynı türkü ya da şarkının değişik kişiler tarafından söylendiğinde ortaya çıkan farklılığın sebebi,türkü ya da şarkıyı söyleyen kişinin,kendi özelliklerini türkü ya da şarkıya yansıtmasıdır.

3)
Yorum,''bir yazının veya sözün,anlaşılması güç yönlerini açıklayarak aydınlığa kavuşturmak;bir olayı belli bir görüşe göre açıklama,değerlendirme;gizli veya hayali olan bir şeyden anlam çıkartmaktır.''


İNCELEME
1)
Bitmeyen Senfoni ve Moby Dick adlı metinlerin her birinde anlatılanların herhangi biriyle ya da serim,düğüm,çözüm bölümlerinden biriyle metnin bütününü anlamlandırılamaz.Çünkü,metnin anlamı,kendisini meydana getiren parçalardan ya da toplamından oluşmaz.Çünkü anlam,bunların toplamından fazla bir şeydir.

2)
''Kıskanç dalgalar kabarıp siliyor izlerimi.Silsinler;ben geçtim ya bir kere''cümlesi yan anlam değeri ve çağrışım gücü bakımından güçlüdür.Çünkü bu cümlelerdeki sözcüklere gerçek anlamları dışında farklı anlamlar yüklenmiş böylece sözcüklerin çağrışım gücü arttırılmıştır.Bu durum edebi metinlerin her okunuşta farklı anlamlar kazanmasının da temel sebebidir.
Verilen cümleler öznel durumları ifade etmektedir.Bu cümlelerin yazılış amacı,öznel duyguları estetik bir kaygıyla,edebi metnin olanaklarıyla ifade etmektir.
''Heisenberg,yirmi dört yaşındayken oluşturduğu matris mekanik ve kendi adıyla bilinen belirsizlik ilkesiyle atom fiziğine yeni bir kimlik kazandırır;1923'de Nobel ödülünü alır.'' cümlesi yan anlam ve çağrışım gücü bakımından zayıftır.Cümlede ifade edilenler belirli bir anlama sahip,kişiden kişiye değişmeyen nesnel bir yargıdır.

3)'
'Demir Raylar'' ifadesi,Moby Dick'in kahraman anlatıcının hiçbir engel tanımadan her zorluğun üstesinden gelmeyi göze alarak seçtiği yolu ifade etmek için kullandığı bir benzetmedir.

4)
Bitmemiş Senfoni ve Moby Dick adlı metinlerde açıkça ifade edilmeyen,sezdirilen,gösterile n,çağrıştırılan anlatılmak istenenler şunlardır;

Moby Dick:
-Bir paragrafta güneşin batması,
-Bir paragrafta İnsanların hayatına yön vermek,
-Bir paragrafta ise doğru bildiği yoldan ayrılmamak.

Bitmemiş Senfoni
-
Sanat yoksunu insanların yanlış ve bozuk şehirleşmeye sebep oldukları,

Açıkça dile geritilemeyen bu ifadeler,metnin teması etrafında şekillenen ve metnin edebi yönünü ve çağrışım değerini güçlendiren ifadelerdir.

5)
Verilen cümleler ait olduğu metnin anlamlı dil birlkleri olarak birer parçasıdır.Anlam yönünden ise,kahraman ruh halini ve çevre algılayışını yansıtan ifadelerdir.

6)
Bitmemiş Senfoni adlı metinde yazıldığo dönemin bir sorunu olan çarpık ve yanlış kentleşme ele alınmıştır.Bu durum metnin tarihi gerçekliği olan bir sorunu işlediğini göstermektedir.

7)
Eleştirel bir yorumcunun Moby Dick adlı metni tabiab sevgisi veya deniz tutkusu,Bitmemiş Senfoni adlı metni ise müzik sevgisini anlatan bir metin olarak değerlendirmesi mümkün değildir.Eleştirel bir yorumcu metnin iletisine bağlı kalarak metinde yeni ve farklı anlamlar bulup sebepleriyle birlikle açıklamak zorundadır.Bu yeni ve farklı anlamlar metnin iletisinden uzak olamaz.

8)
Verilen metinlerin farklı şekilde yorumlanması metinlerin amaç ve iletilerine zarar vermez.Çünkü metin anlamı okuyucunun bilgisi,kültürü,görgüsü ve ruh haline göre oluşur.Bu nedenle aynı metin,farklı okuyucular tarafından farklı şekillerde yorumlanabilir.

Sayfa 116 Anlama ve Yorumlama
1)Verilen ifadeler anlamlı bir birim olan paragrafta anlamı tamamlayan bir işleve sahiptir. Birimde anlatılanlara uygun olarak kahraman anlatıcının bakış açısıyla birimdeki olayı ve kahraman anlatıcının ruh halini ifade etmektedirler.

2)
Anlatmaya bağlı edebi metnin farklı şekilde yorumlanabilmesi, edebi metinlerin yan anlam ve çağrışım değeri bakımından güçlü olduğunu gösterir. Bu durumda da okuyucunun kültür, bilgi, zevk, anlayış, görgü ve ruh haline göre metni anlamlandırmasına dolayısıyla farklı yorumların ortaya çıkmasına sebep olur.

3)
Bir edebi metinini farklı şekillerde yorumlanabilmesi her okuyucunun metinde kendisine ait bir şeyler bulabilmesini ve onu anlamlandırmasını sağlar.

4)
Edebi metnin anlam özellikleri:
—Edebi bir metnin anlamı kendisini meydana getiren parçaların toplamı değil, parçalar etrafında şekillenen daha farklı bir anlamdır.
—Edebi Metinlerdeki anlam, bilimsel metinlerdeki anlamdan farklıdır.

Sayfa 117
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME
1)
Y-D
2)
Çocuklarının olmayışıdır.
3)
D şıkkı

119.SAYFADAKİ SORULARIN CEVAPLARI:
1.soru: edebiyatı Mümtaz'a ihsan sevdirmiştir. Batu edebiyatçılarını örnek almasını sağlamış divan edebiyatını iyi öğrenmesini sağlamıştır.
2.soru: eski divanları okumuş, tari zevkini almış. Fransız şairlerinden etkilenmiş.
3.soru: Edebiyata olan ilgi, tarih, ıtrı(müzik),resim Mümtaz'ın ilgi duyduğu alanlardır.
4.soru: Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hayatıyla romanın kahramanı Mümtaz arasındaki benzerlikler: antalya, tarih, edebiyat
5.soru: Fransız edebiyatına ilgi duymuş, yahya kemal onun hocası ve dostu olmuş, yahya kemal'in yolundan gitmiş, sanata, edebiyata, tarihe ve müziğe ilgi duymuş, Fransız şairlerinden etkilenmiş, batı edebiyatını örnek aldığı gibi divan edebiyatını iyi öğrenmiş, eserlerinde tarih sevgisi zaman, bilinçaltı ve aşk konularını işlemiş, edebiyatı müzik ve resimle birleştirmiş...

Huzur - Sayfa 118 - 119 - 120'nin Cevapları
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhtlKqJqrHc2uInXHBwtrIlbWmEBGf1asis_NvcUcW-eNGWyMSNnt4Q1GA550jUnDM0Z3-fvITmj9pBYUyGl_sN1_6Edq-MdwUB7PL-AU2BpiUsh1u6P3P-D8p7fLhulN_55TrlKnDjCms/s1600/118-119-120.jpg

devamı....

https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjP7_jF6a7whUvpOCO_hxgreJz549A8dsVGpzn6ot_83jAOthsvzwRt4e35mOdj6a3vGlB-V7mEsXUI5Go5xeaHyz-CKRKBU-PBEasTQkQuAJqsxxLV9vQtHe5xkYfMWqttH5a3tjgV5lU/s1600/Resim+002.jpg




Etkinlik
Ahmet Hamdi Tanpınar (23 Haziran 1901 İstanbul-24 Ocak 1962 İstanbul) Türk romancı ve şairdir.Lise öğrenimini Antalya Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1923 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde, yüksek okullarda çeşitli dersler okuttu. 1939 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı profesörlüğüne atandı. 1942-1946 yılları arasında Maraş Milletvekili olarak görev yaptı. Bir süre Milli Eğitim müfettişliği yaptıktan sonra 1949 yılında Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki görevine döndü.
Gençlik yıllarında Yahya Kemal ve Ahmet Haşim'in talebesi ve dostu olmuş, Batı edebiyatından Paul Valery ile Marcel Proust'u kendisine üstad olarak seçmiştir. Bu yazarlar edebiyatta güzellik ve mükemmeliyete ön planda yer verirler. Onlara göre edebiyat, tıpkı resim ve musiki gibi "güzel sanat"tır. Onlardan farkı, boya ve ses yerine, insanı ve hayatı anlatmada bu iki vasıtadan çok daha zengin olan dili kullanmasıdır.
Tanpınar şiiri hayatının en büyük ihtirası haline getirmiş, fakat asıl kabiliyetini şiir estetiğine göre yazdığı mensur eserlerde göstermiştir. İlk şiiri 1920’ de yayımlanmıştı. Geniş okuyucu kitlesi onu umumiyetle lise kitaplarına ve antolojilere giren "Bursa'da Zaman" şiiri ile tanır. Altmış kadar şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını ölümüne yakın çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Şiirlerinde bir imaj ve müzik kaygısı taşıdığı, hikaye ve romanlarında da, başta zaman tema’sı olmak üzere, psikolojik anları, bilinçaltını aradığı, yansıttığı görülür. (Geniş bilgi Prof. Mehmet Kaplan’ ın Tanpınar’ ın Şiir Dünyası;1964 kitabında).
Çeşitli baskıları olan eserleri Dergah Yayınları’ nda toplanmaktadır. Enis Batur, 1992 yılında Ahmet Hamdi Tanpınar’ dan “Seçmeler” adlı bir kitap hazırladı. Yazar ile ilgili yayınlanmış en son eser 2007 yılının sonunda çıkan "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa"dır. Eser Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlardan oluşmaktadır.

Sayfa 122
1.Sen kırk gün bir ölü bekleyeceksin...... ve Ne yapalım bu da Allah'tan, bunada sabredelim ......... (kitaplarınızda zaten var diye tam yazmadım) cümlelerinde ,
dönemim dini inançları çerçevesinde, her konuda Allah'a boyun eydiğini, işlerin ona ona havale edildiğini göstermektedir.

Meğerse bu yatan şehzade imiş cümlesinde ise.. o dönemde hanedanlık yönetiminin olduğunu göstermektedir.

SAYFA 123
2.
Kız odasında nakış işlerken bir kuşun gelmesi, kuşun ertesi akşam yine gelmesi ve kızın bu durumu annesine söylemesi, kuşun 3.kez gelmesi ve kzın annnesinin kaçmaya karar vermesi, kızın ve annesinin başka bir memlekete gitmesi.Kuşun kızı sarayda odaya bırakması, annesinin memleketine dönemesi, kızın İran memleketinden bir halayık satın alması.............

3. Masalda doğal gerçekçiliği olmayan olağan üstü olaylar yaşanmaktadır.

4. Metinde evvel zamanda bir gün, birkaç gün sonra, akşam üstü gibi belirsiz zaman ifadeleri kullanılmıştır.Masalda; saray , oda , memleket gibi mekanlar İran ve Yemen gibi ülke adları da bulunmaktadır.Bu mekanların anlatımında tasvirlemeye yer verilmiştir.Metindeki zaman ve mekan unsurları, olayların yaşandığı belirsiz zaman dilimi ile mekanları ifade ederek metnin yapı bakımından tamamlanması sağlanmıştır.

5.
TABLO
karakter/tip nasıl bir insandı?(bunlar tiptir)
-kız: iyi,sabırlı/ şehzade: iyi, sabırlı

tip durağan mıdır dinamik midir?
-ikiside dinamiktir

masalın hangi kısmı sizin tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu?
-kız: sürekli hareketkli/ şehzade: kızı ipten kurtarması

sosyal ortam ve çevre bu tipi nasıl etkilemiştir?
-kız: zengin-fakir hayatı yaşaması olumsuz/ şehzade: yanlış kişiyle evlenmesi olumsuz

bu tipin sizin sizin sosyal ve toplumsal yapıdan farkı var mı?
-kız: var/ şehzade: var

bu tipin diğer tipler üzerinde etkisi var mıdır?
-kız: var/ şehzade: var

tip kendi kişiliğinin farkında mı...?
-kız: farkında/ şehzade: farkında

sizce gerçek hayatta bu masaldaki.....
-kız: olmaz/ şehzade: olmaz

6.soru:
temel çatışma : iyi ile kötü arasındaki çatışmadır
tema : gerçeklerden, kaderden kaçılmaz. iyiler herzaman kazanır.
7.soru:
ilahi bakış açısı 3.tekil şahıs anlatım vardır.


SAYFA 124 OĞUZ KAĞAN DESTANI=
-Hun dönemi destanlarındandır.
-M.Ö 174-209
-İslamiyet öncesi Türk Destanıdır.
-Kahraman bakış acısıyla yazılmıştır.

blogkafem.blogspot.com

Zihniyet

Sosyal,siyasi,ekonomik ve dinidir.

Oğuz Kağan'ın kişiliği
-cesur
-kahraman
-adaletli
-yiğit

Kurgu zamanı
Oğuz Kağan'ın doğumundan yaşlılığına kadar olan zamandır.

-Kılıç,ok,yay,kargı,bakır,gümüş,demir madenleri kullanılmıştır.

Olay örgüsü

-Oğuz Kağan'ın doğması
-Kırk günlükken konuşması
-Halkı gergedandan kurtarması
-Hükümdar olması
-Evlenmesi ve üç çocuğu olması
-ikinciye evlenmesi ve üç çocoğunun olması
-Ziyafet vermesi
-Kendisine tabi olanlarla iyi geçinmesi
-Siyasi birliği sağlaması
-Oğullarına devleti bırakması

Teması:Mete Han'ın Orta Asya'da Türk Birliğini kurması

Kişiler:
-Altun Kağan
-Ay Kağan
-Oğuz Kağan
-Urum Kağan
-Uruz Kağan
-Dağ,Deniz,Gök
-Gün,Ay,Yıldız

NOTLAR:
-Destanlarda ki kahramanlar olağanüstü özelliklere sahiptir.
-Destanda ki olaylar olağan ve olağanüstüdür.
-Destanlar genelde mazmundur.
-Anonimdir.

blogkafem.blogspot.com

Olağanüstü Olaylar:
-Anasını sütünü bir kere emer
-Çiğ et,çorba ve şarap ister
-Dile gelir.
-Kırk gün sonra büyür yürür ve oynar
-at sürüleri güder,ata biner av avlar

Oğuz Kağan'a hanlık ünvanı verilmesi:Hiç kimseinni yaklaşamadığı gergedanı Oğuz Kağan'ın öldürmesi ona hanlıkünvanı verilmesini sağlamıştır.

Oğuz Kağan'da

-Yönetim şekli
-Göçebe hayat
-Din anlayışı
-Kullandıkları madenler
-Cihangirlik anlayışı
-Eğlence anlayışı
-Çok eşlilik
-Belgelik anlayışı
gibi anlayışlara rastlanır.


OĞUZ KAĞAN (TABLO)

Tip nasıl bir insandır? Oğuz Kağan fiziksel özellikleri ve karakteriyle bir kahramanın bütün özelliklerini taşıdığı için bir tiptir.Cesur,kahraman,adaletli,yiğittir.

Karakter/tip durağan mıdır ,dinamik midir? Tip kesinlikle dinamiktir.Destan boyunca ön plandadır hiç durmaz hep savaşır.

Destanın hangi kısmı szin karakter/tip hakkında böyle düşünmenize neden oldu? Oğuz Kağan'ın kahramanlığını ilan ettiğii bölüm

Sosyal ortam ve çevre bu karakteri nasıl etkilemiştir? Oğuz Kağan'ın olağanüstü özellikler taşıması toplumun ondan beklentilerinin fazla olmasına yol açmıştır.O da bu sorumluluklarını başarılı bir şekilde yerin getirmiştir.

Bu karakterin /tipin sizin sosyal vetoplumsal yapınızla farkı var mıdır? Yoktur.Bugünkü toplumsal yapıda kendi millei için feda edecek kişilere rastlamak oldukça zordur.Ama yinede toplumumuz kendini kurtaracak kahramanlar beklemektedir.

Bu karakterin diğer karakterler üzerinde etkisi var mıdır? Vardır.Boylara isimler ve oğullarına hanlık verilmesi

Karakter kendi kiiliğinin farkında mıdır? Farkındadır.Dünya kağanı ilan etmes itaat edenlere dost etmeyenlere düşman kesilmes

Sizce gerçek hayatta bu destandaki karakter gibi davranan biri var mıdır? Hayır.Olağanüstü özellikler taşıması ve değişen yaşam koşulları gerçek hayatta böyle kahraman olmasını imkansızlaştırır.

sayfa 135
1- devleti bir kişi yönetiyormuş,
ölümlü olduklarına inanıyorlarmış
Allah'a inandıkları sonuçlarına ulaşabiliriz

sayfa 136
5- tema: aşk için herşey yapılır
6- a) ilahi bakış açısı
b) herkes kendi dininden kişiyle evlenir

TABLO blogkafem.blogspot.com
sırasıyla yazıyorum
kerem: tiptir. iyi biri, dinamik, keremin sürekli aslıyı araması, var, var, farkında, olmaz
aslı: tiptir. iyi, güzel biri, dinamik, aslının anne ve babasıyla kaçması,
var, var, farkında, olmaz

sayfa 135 ve 136

1-birinci cümle: halk hikayelerinin gerçekliğe bakışını ** dilini anlatan sosyal bir gerçekliği anlatır.
2.**3. cümle: dönemin dini değerlere ** kutsal kişilere nasıl bakıldğını gösterir.

2- birnci cümle:cümle hikayenin hangi zamanda anlatıldığını net bir şekilde göstermez.

3- kerem ile aslı metindeki mekanlar hikayedeki olayların mekanla birlikte değişebileceğini göstermektedir.

4- " yorgun argın dünyasından geçti öyle bir aleme göçtü ki rüya alemi mi desem mana alemi mi desem,ne desem;ak saçlı bir pir yamacına dikilip eğitti.

5- metindeki temel çatışma iyi kötü arasındadır.metnin teması aşıkların kawuşmasını hiçbir gücün engelleyemeyeceğidir.bu tema yani aşk ** aşıkların kawuşmaları türk edebiyatında çok kullanılmştır.

6-a: verilen örneklerden hareketle anlatıcının olaylar ** kahramanlarla ilgili her türlü bilgiye sahip olduğunu anlatıcı kendine göre hızlandırıp yawaşlattığını söleyebiliriz.

b: bu ifadelerden hareketle halk hikayelerinin kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılmasını göstermesidir

© ödevler blogkafem.blogspot.com katkılarıyla hazırlanmıştır
7- iki metinde de olağanüstü olaylara yer **rilir.
* iki metinde de döneme ait özellikler tespit edilmektedir.
* iki metinde de ilahi bakış açısı kullanılmıştır.
* iki metinde sözlü bir geleneğin mahsülüdür.

8- halk hikayelerinde şiirsel ** halkın anlayacağı bir dil kullanılmıştır.

9- bu ifadeler metindeki anlamın oluşmasını sağlamaktadır.

10- her iki tipte aşkı için herşeyi göze alan gerçek aşık tipleridir.
*kerem dinamik aslı durağandır.
*hikayenin her bölümü
*kerem olumsuz aslı olumsuz
*farklıdır
*kerem ailesinin etkisi wardır
*kerem farkındadır aslı farkındadır
*hayır olamz

11- türk edebiyatı bu özelliğe sahip ilk "Dede Korkut" hikayeleridr.genellikle aşk ** dini konular işlenir.özellikle koşma şeklinde olur.

sayfa 140
1-HARNAME'deki olay ve olay örgüsü şunlardır:
*eşeği tanıtılması
*eşeğin sahibinin onu serebest bırakması
*eşeğin otlağa gitmesi,orada otlayan öküzleri görmesi
*eşeği pir eşeğe gitmesi
*eşeğin buğday tarlasına gitmesi
*tarla sahibinin eşeği görmesi
*eşeğin pir eşekle karşılaşması
2-harnamede belirli bir zaman ve mekan ifadesi yoktur.Mesevide ''birgün'' şeklinde bir zaman ve ''otlak buğday tarlası'' şeklinde de mekan ifadeleri vardır.bu durumda mesnevideki zamanın ve mekanın belirsiz olduğunu göstermektedir
3-harnamedeki kahraman eşek,eşek sahibi,pir eşek ve tarla sahibidir.bu kahraman ve bunların etrafında şekillenen olay örgüsü doğal gerçeklikle ilişkilidir.şair yaşadığı olaylarla ilişkilendirilirse,kendisi yerine eşeği hükümdaryerine eşeğin sahibini,pir eşeği mürşidi,tarla sahibini ise köylüler veya eşkiyalar için sembol olarak kullanmıştır.
4-harnamedeki temel çatışma ''adalet-adaletsizlik''çatışmasıdır.metnin teması ise''elindeki ile yetinmek''tir.
5-metindeki tema ve tema etrafında şekillenen olaylar,sosyal hayattaki bireylerin ellerindekilerle yerinme,onlara rıza gösterme,daha fazlasını elde etmekiçin birtakım yollara sapma ilkeleriyle örtüşmektedir.
6-mesnevi nazım şeklinin özellikleri şunlardır:
*nazım birimi beyittir
*aruz ölçüsü kullanılır.aruzu kısa kalıpları kullaılır.
*her beyit kendi arasında kafiyelidir
*sembolik tarzda yazılır
*olay örgüsü,kişiler,zaman, ve mekan unsurlaı bulunur.
7-harnamenin yazılış amacı yaşanan bazı olayları edebi bir biçimde ifade etmektedir.bu nedenle eserde,şiir dilinin ifade biçimleri kullanılmıştır.mesnevinin şiirle benzer yönleri,ritim,ahenk ve yapı unsurlarıdır.mesnevinin şiirden farklı yönleri ise olay örgüsü ve bu olay örgüsüne bağlı kişiler,zaman ve mekan unsurlarının bulunmasıdır.
8-harnemede kahraman olarak eşek ve öküzün seçilmesi birbiriyle kıyaslanabilecek farklarının olmasındandır.bu farklılık etkenlerle yetinme teması ve onun etrafında gelişen olay örgüsüyle,elindekilere rıza göstermeyen eşek ve eşekten üstün olan öküzün eksiklik ve fazlalıkları üzerine kurulmuştur.
9-verilen beyitlerin ilki kahramanların halini ve ruh durumunu bilen''ilahi bakış açısına sahip bir anlatıcıya;ikinci beyit ise kahraman ağzından yazıldığı için ''kahraman anlatıcının bakış açısı''na sahiptir.
10-anlatıcı olay örgüsünü oluşturmada ve kahramanların ruh hallerini yansıtmada etkilidir.
12-beyitlerdeki ''ılduz'' sözcüğü günümüzde yıldız şeklini almıştır.yıldız sözcüğü baht talih anlamındadır. şairde beyitte bizim acaba bahtımız talihimiz yokmudur anlamında kullanmıştır.
13-harnamede şeyhi'nin yaşadığı bir olay sembolik olarak anltılmıştır.şair döneminin mesnevi nazım şeklini kullanan şirlerin en ustasındandır.mutasavvuf olmasına karşın tasavvufi unsur kullnmamıştır.rahat ve lirik bir söyleyişi vardır.şiirlerinin nükte dolu olduğunu ''şeyhi uzatma nalevüahün nüktedandır bilür şahan-şahün''beyitiyle ifade edilmiştir.
14-şeyhi'nin sembolik anlatımı tercih etmesi hem durumnu hem de sosyal eşitlik konusunu daha rahat ve etkili,aynı zamanda edebi ve dikkat çekici bir tarzda ifade etmek istemesindendir...

141-142-143. Sayfalar Seyfi Baba Metninin Cevapları..
(ödevlerin bu kısmını bize yollayan sinan adlı arkadaşımıza bu destek ve yardımından dolayı teşekkür ediyoruz)

1)
Verilen dizeler,döneminde yoksulluğun yaşandığını, annelerin evlat hasreti çektiğini,evsizlerin çoğaldığını,iş sıkıntısı çekildiğini ifade etmektedir.

2)Seyfi Baba adlı metin üç bölüme ayrılabilir;
-Kahraman anlatıcının Seyfi Baba’nın evine giderken çizdiği sahne ile ‘’serim’’ böLümü,
-Kahraman anlatıcının Seyfi Baba’nın evinde yaşadıklarının anlatıldığı ‘’düğüm’’ bölümü,
-Kahraman anlatıcının son iki dizede duygularını ifade ettiği ‘’çözüm’’ bölümü.

Bu bölümleme ,metnin bir hikaye gibi yazılmasından,hikaye özellikleri göstermesinden dolayıdır.


3)Seyfi Baba’daki olaylar ve olay örgüsü şu şekildedir;
-Kahraman anlatıcının eve gelmesi ve Seyfi Baba’nın hastalandığını öğrenmesi,
-Kahraman anlatıcının Seyfi Baba’nın evine gitmek için yola çıkması,
-Kahraman anlatıcının Seyfi Baba’nın evine geLmesi.


4)Metindeki temel çatışma ‘’zenginlik-yoksulluk’’ çatışmasıdır.Metnin teması ise,bu çatışma etrafında şekillenen ‘’sosyal sefaLet’’tir.


5)Seyfi Baba’daki ‘’sokak’’ ve ‘’ev’’ tasvirleri metnin teması olan ‘’sosyal sefaLet’’i yansıtmaktadır.


6)Metindeki anlatıcı,olay ve diğer kişilerle doğrudan ilişkili ve kahraman anlatıcının bakış açısına sahip bir anlatıcıdır.


7)Seyfi Baba adlı metin ritim,ahenk unsurları olarak şiirle aynı ortak yönlere sahiptir.


8)Metindeki zaman ve mekan unsurları ile kullanılan dil,eserin ‘’Milli Eğitim Dönemi’’ yıllarında kaleme alındığını göstermektedir.


9)Seyfi Baba şiirinde kullanılan nazım şekli olan manzum hikaye,Mehmet Akif’in ustafa kullandığı nazım şeklidir.Şiirlerindeki toplum karşısındaki sorumluluk duygusu ve toplumsal hayat ile çevrenin tüm çıplaklığıyla adeta fotoğraf gibi yansıtılan Seyfi Baba’da görülmektedir.Yine aruzun ustalıkla kullanılması ve dilin aynı zamanda sokağın dilini de yansıtması Akif’in Seyfi Baba adlı metninde de görülmektedir.


10)Mesnevi yapı ve konu olarak manzum hikayeden farklıdır.Mesnevide kendi arasında kafiyeli ve sınırlama olmaksızın beyitlerde kullanılırken,manzum hikayede birbirine anlamca ve şekilce bağlı dizeler kullanılır.Mesnevilerde genellikle aşk konusu işlenirken manzum hikayeLerde konu sınırlaması yoktur.


11)Seyfi Baba ve kahraman anlatıcı,duygu,düşünce,konuşma ve davranış bakımından bireysel nitelikler gösteren,olay örgüsü ve içeriği ile birlikte ele alınıp çözümlenebilen,başka eserlerdeki benzerlerinden ayırt edilebilen ‘’karakter’’lerdir.


TABLONUN CEVABI:

Karakter / Tip nasıl bir insandır?

-Seyfi baba:Çaresiz yoksul ve yardıma muhtaç birisidir.
-Kahraman Anlatıcı:Yardımsever ve duyarlı birisidir.

Karakter / Tip durağan mıdır,dinamik midir?
-Seyfi babaurağandır.
-Kahraman Anlatıcı : Ana karakter olduğu için hareketlidir.

Manzum hikayenin hangi kısmı sizi karakter / tip hakkında böyle düşünmenize neden oLdu?-Seyfi baba: Manzum hikaye sadece kahraman anlatıcı ile olan konuşmada yer alması.
-Kahraman Anlatıcı : Ana karakter olduğu için manzum hikayenin her bölümü.

Sosyal çevre ve ortam bu karakteri / tipi nasıl etkilemiştir?
-Seyfi Baba:Sosyal ortamdaki sefalet onu da olumsuz olarak etkilemiştir.
-Kahraman Anlatıcı : Sosyal ortam ve çevre kahramanın sorumluluk duygusunu olumlu olarak etkilemiştir.

Bu karakterin / tipin sizin sosyal ve toplumsal yapınızdan farkı varmı?
-Seyfi Baba:Günümüzdeki yapıdan farkı yok.
-Kahraman Anlatıcı:Günümüzdeki yapıdan farkı yok.

Bu karakterin / tipin diğer karakterlet / tipler üzerine etkisi varmı?
-Seyfi Baba:Kahraman anlatıcının sorumluluk duygusunda etkilidir.
-Kahraman Anlatıcı : Sorumluluk duygusuyla karakterler üzerinde etkilidir.

Karakter / Tip kendi kişiliğinin farkındamı?
-Seyfi baba : Farkındadır,çaresizliğine karşı bir şey yapamaması bunun göstergesidir.
-Kahraman Anlatıcı:Farkındadır,sosyal sorumluluk duygusu bunugöstermektedir.

sayfa 144-145 ve 146'nın Cevapları
...:::KÖY HOCASI İLE SIĞIRTMAÇ METNİNİN CEVAPLARI:::...
1)Verilen kelimeler ve ifadelerden yola çıkarak döneminin sosyal yaş***** ait özelliklere ulaşılabilir. Yiyecek çeşitlerinden ulaşım araçlarına, yayın organlarından, balıkçılığa kadar pek çok sosyal unsur yansıtılmıştır.

2)Köy Hocası ile Sığırtmaç adlı hikâye serim, düğüm ve çözüm olmak üzere üç bölüme ayrılabilir. Bu ayrım olayların gelişmesi ve bitişine göre yapılabilir. Buna göre; ilk iki birim serim, ikinci birimden son birime kadar düğüm, son birim ise çözüm bölümüdür.

3)Köy Hocası ile Sığırtmaç adlı hikâyedeki olay örgüsü şu şekildedir;
—Köy Hocasının Sığırtmaç ile şakalaşması,
—Köy Hocasının Sığrtmaça ders vermeye başlaması,
—Sonbaharın gelişiyle köpeklerin okul kapısına sığınması,
—Kışın gelişi ve Dağ köylü Hasan’ın bunu haber vermesi,
—Hasta öğrencinin ölmesi,
—Sığırtmacın ders almak için yeniden gelmedi.

4)Hikayede mevsimlere bağlı uzun bir zaman dilimi vardır.Kullanılan zaman ifadeleri olayların gerçekleştiği zamanı ifade etmekle birlikte,olay örgüsüyle beraber hikayenin yapısını oluşturmaktadır.

5)Hikayedeki köy,köy kahvesi ve köy okulu,olayların geçtiği dönemde bir eğitim hamlesinin yapıldığını,okulların köylere kadar yayılmasına uğraşıldığını göstermektedir.

6)Hikayedeki temel çatışma ‘’aydın-halk’’ çatışmasıdır.Tema ise ‘’eğitim’’dir.Eğitim teması,dönemindeki eğitim düzeyini ve bunun artması için yapılanları yansıtması bakımından önemlidir.

7)Köy Hocası ile Sığırtmaç hikayesindeki anlatıcı aynı zamanda kahramanlardan biridir.Bu sebeple hikayede ‘’kahraman anlatıcının bakış açısı’’ vardır.Anlatıcı,olay örgüsünde ve kişilerin ruh hallerini yansıtması bakımından olaylar ve kişilerle ilişkilidir.

8)Hikayenin yazarı ile anlatıcısı aynı kişiler değildir.Anlatıcı,kurmacanın sınırları içerisinde varlığından söz edilen kişidir.Metindeki kahraman anlatıcının yaşadıkları ve ruh halleri onun yazar ile aynı kişi olmadığını,kurmaca etrafında yazar tarafından yaratılan bir kişi olduğunu göstermektedir.

9)Metinde halk söyleyişlerine ve tasvirler ile ruh tahlillerine yer verilmiştir.Doğal dilden farklı olarak benzetmelerin ,tasvir ve tatlillerin,belli bir temayı ifade etmek için bir araya getirilmiş söz ve söz grupları ile cümlelerin kullanıldığı edebi bir dil kullanılmıştır.

10)Verilen cümlelerde kahraman anlatıcı olan köy hocasının ruh hali ifade edilmiştir.Metnin bütününde de köy höcasının bakış tarzı ve ruh hali anlatıldığı için bu ifadeler metnin bütünüyle örtüşmektedir.


11)...:::TABLONUN CEVABI:::...
1.Sorunun Cevabında:
Köy Hocası:İdealist,sorumlu ve fedakar birisidir.
Sığırtmaç:Öğrenmeye hevesli fakat çaresiz birisidir.

2.Sorunun Cevabında:
Köy Hocası:Hareketlidir.
Sığırtmaç:Bazı bölümlerde hareketlidir.

3.Sorunun Cevabında:
Köy Hocası:Ana karakter olduğu için her bölümde hareketlidir.
Sığırtmaç:Köy hocasından ders aldığı dönemlerin anlatıldığı bölümlerde hareketlidir.

4.Sorunun Cevabında:
Köy Hocası:Sosyal ortam ve çevre karakterin kişiliğinin şekillenmesinde,idealist etkilidir.
Sığırtmaç:Sosyal ortam ve çevre karakterin kişiliğini ve eğitim düzeyinin gelişmesinde etkilidir.

5.Sorunun Cevabı:
Günümüzde toplumsal yapıdan farklı değildir.

6.Sorunun Cevabı:
Köy Hocası:Sığırtmaç üzerinde etkili bir karakterdir.
Sığırtmaç:Köy hocası üzerinde etkili bir karakterdir.

7.Sorunun Cevabı:
Köy Hocası:Karakter kendi kişiliğinin farkındadır,sığırtmaç için verdiği mücadele bunun göstergesidir.
Sığırtmaç:Karakter,kişiliğinin farkında değildir.Umursamazlığı bunun göstergesidir.

8.Sorunun Cevabı:
Köy Hocası:Gerçek hayatta karşılaşılabilecek bir karakterdir.
Sığırtmaç:Gerçek hayatta karşılaşılabilecek karakterdir.

sayfa 146
Köy hocası:karakterdir. iyi, yardımsever, çalışkan
dinamik
yakalamaya çalışması
olumsuz
var
var
farkında
olabilir

sığırtmaç:karakterdir. ürkek, meraklı, yabani
dinamik
kaçmaya çalışması
olumsuz
var
var
farkında
olabilir


Sayfa 147-148-149-150-151-152-153-154'ün Cevapları

7.Metin - Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

1)Verilen metin parçasına göre,döneminde bir Fransız hayranlığının var olduğunu,bu hayranlığın günümüzde de olduğu gibi sokaktaki tabelalara kadar yansıdığı,bunun da yine bugün olduğu gibi bilgisizce Türkçe’nin yetersizliğine bağlandığı söyLenebiLir.


2)Olay ve oLay örgüsü;
-Hasta çocukların anneleriyle birlikte hastaneyi doldurması,
-Kahraman anlatıcının eve gitmek istemeyip,kırlara gitmesi,
-Kahraman anlatıcının eve geLmesi,
-Kahraman anlatıcının annesinin eve geLmesi,
-Kahraman anlatıcının Nüzhet ve Nurefşan’ın bulunduğu odaya girmesi,
-Kahraman anlatcının Doktor Ragıp’la tanışması,
-Kahraman anlatıcının Paşa’nın köşkünde kalması,
-Kahraman anlatıcının hastaneye gitmesi,
-Kahraman anlatıcının dokuzuncu hariciye koğuşuna yatırılması,
-Kahraman anlatıcının baygınlık geçirip sayıklaması,
-Kahraman anlatıcının ameliyat edilmesi,
-Kahraman anlatıcının Nüzhet’le Ragıp’ın evleneceğini haber alması,
-Kahraman anlatıcının taburcu edilmesi.


3)Romandaki hastane,mahalle,ev ve köşk kahramanların sosyal konumları ile ruh hallerini yansıtan mekanlar olarak kullanılmıştır.Bu durum mekanın romanda hem yapı hem dekahramanları bir unsur olarak kullanıldığını göstermektedir.


4)Verilen cümleler,döneminin sosyal hayatını iki farklı cepheden yansıtmaktadır.Bir cephede kenar mahalleler ve orada yaşayan yoksul halk,diğer cephede köşklerde yaşayan varlıklı aileler.Her toplumda görüLen biririne zıt yaşam tarzları romanda da yansıtılmıştır.


5)Yazar,romanın Doktor Ragıp b**ümünde yaptığı tasvir ve tahlillerle onu adeta resmetmiştir.


6)Romanda sırasıyla şu konular işlenmiştir;
-Hastaneye gelen hasta çocukların ve annelerinin durumu,
-Kahraman anlatıcının yalnızlık psikolojisi,
-Kahraman anlatıcının ve annesinin psikolojileri.
-Doktor Ragıp.
-Döneminin sosyal hayatından bir kesit.
-Kahraman anlatıcıdan hareketle hasta psikolojisi ve hastane.
Temel çatışma ise ‘’aşk-acıma’’ çatışmasıdır.Teması ise ‘’hasta psikolojisi’’dir.


7)Romanda anlatıcı ana kahraman olduğu için olaylarla ve diğer kişilerle doğrudan ilişkilidir.Roman ‘’kahraman anlatıcının bakış açısı’’ ile kaleme alınmıştır.

8)Roman kahramanlarından olan kahraman anlatıcı ve Nüzhet kendilerine özgü konuşmalar vedavranışlar sergileyen,benzerlerine başka eserlerde de rastlanabilecek,olay örgüsüne bağlı kalınarak değerlendirilebilecek ‘’karakter’’lerdir.


TABLONUN CEVAPLARI


1)
Kahraman Anlatıcı:Hastalığından dolayı içine kapanık,duygusal birisidir.
Nüzhet;Öğrenmeye hevesli fakat çaresiz birisidir.

2)
Kahraman Anlatıcı:Hareketlidir.
Nüzhet;Durağandır.

3)
Kahraman Anlatıcı;Ana karakter olduğu için romanın her b**ümünde hareketlidir.
Nüzhet;Sadece onunla ilgili b**ümlerde hareketlilik kazandığı için durağandır.

4)
Kahraman Anlatıcı:Çevre ve sosyal ortam onun duygusal ve içe kapanık birisi olmasına sebep olmuştur.
Nüzhet;Sosyal ortam ve çevre onun,çevresini ve insanları tahlil edememesine sebep olmuştur.

5)
Kahraman Anlatıcı:Günümüzdeki toplumsal yapıdan farkı yoktur.
Nüzhet;Günümüzdeki toplumsal yapıdan farkı yoktur.

6)
Kahraman Anlatıcı:İçe kapanık birisi olduğu için diğer karakterler üzerinde etkili değildir.
Nüzhet;Kahraman anlatıcı üzerinde etkisi vardır.

7)
Kahraman Anlatıcı: Farkındadır,çevreyi ve insanları algılayışı bunu göstermektedir.
Nüzhet;Farkında değildir,vurdumduymazlığı bunun bir göstergesidir.


Kahraman Anlatıcı: Gerçek hayatta da bu karakter gibi davrananlar olabilir.
Nüzhet;Gerçek hayatta da bu karakter gibi davrananlar olabilir.


9)VeriLen ifadelerdeki tasvirler,benzetmeler,bazı cümlelerin kısa,bazılarının uzun oluşu,sözcüklere yüklenen farklı anlamlar,gözlemlere dayanan ifadeler romanın dil ve anlatım özellikleridir.

10)Romanın yazarı ile anlatıcısı aynı kişiler değildir.Anlatıcı yazarın yarattığı ve kurmaca gerçeklik sınırları içerisinde kendisinden bahsedilen kişidir.


11) --------

12)Dokuzuncu hariciye koğuşu adlı romanda yazarın çevreyi son derece iyi gözlemleyerek anlatması bu anlatımlarında gerçekçi ve özgün betimlemeler yapması ve çok başarılı ruh tahlilleri yapması onun eserine yansıyan özellikleridir.

ANLAMA ve YORUMLAMA
1)Verilen metin parçası,anlatmaya bağlı edebi metinlerden yapı,dil ve anlatım bakımından ''hikaye'' ya da ''roman'' türüne aittir.

2)Edebi türlerin ortaya çıkışında,toplumsal yapı ve dönem etkilidir.Toplumsal yapının dönemin unsurlarına göre şekillenip,bazı ihtiyaçlarının ortaya çıkması edebi türlerde de görülmektedir.

3)Verilen gruplandırmada söylenenin belli oluğ olmaması **çüt olarak kullanılmıştır.


Sayfa 155
ÖLÇME ve DEĞERLENDİRME

1)Y-D
2)boşluğa kahraman anlatıcı yazılacak.
3)A
4)E




Sayfa 156-157-158-159'un Cevapları
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhG90SQMngrw5OIh7S503hsamvM695hpdHY5J8zMvD0lajfggeyfb1NsS_Pc2gpySKsMngP00vv9B6y1ity4r34AAUB8Vs9XMsT_WtTAQEu8ypnLNjcsgbwXYKdJWhYP4TMiQJ8-4fLC18/s1600/Sayfa156-157-158-159.jpg



SAYFA 159-160-161
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhS78FZLthU6yjR-ruUB50BCZdhHylIpn_fW_4yBhGC342sbLJu0t7ejMUr3y4ENxUsqFGN-5MNKKj9T8DgpzoTE3hNFzOqRrX8mKjfZr4Fe-IjLIJvXRbnyN9Egyo_GMiLR26sTZveVkM/s1600/Sayfa159-160-161.jpg




SAYFA 161
'in Cevapları
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh1iNf5Ri3hJEhIW4laTu9gJD5cqKoApkefbp45KzCF-vQqonMgD2HfJ1BCuoyuduNd1ttXNjH9KmFX19rRNZ1lkkuR8okst-dx_WXeA4eTCmR1W2TNq9gOA_bFehDfo_Nh4JecYKoENP0/s1600/Sayfa161.jpg




SAYFA 162
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjmYvytbCtn6AQhqzL2lUOEPWfOBL-ZqduC4j95EFUCAGxpMWyUbY_RDyrtCB0QjY3PsPvjj4_aEoWpS3V2yj5sg9lNXkWwAtRMC5llXK-WiNDgo_-fG0UoEc9Zh02402aLuN6KEWbl_A4/s1600/Sayfa162.jpg




SAYFA 163
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjmeC9mrc28QrxyJrUC84fZVKQ7Y0ikATrvZg5wa8Cax6XLz1jb-dzXARxhyphenhyphenQsORvzTTgr0pdMWme5Fkkt-Ztz8l2UCN9cg6ewE21mAxghr3Ns889PLYO3QQVhgC0SnZS5jCAegIfwD0NM/s1600/Sayfa163.jpg




SAYFA 163'ün Devamı
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEig4Tp2OFszgduO7atof4i0mR7nGvFE1zl8NgvF0W6Db-j00kMA5MxBSFKNCEwTJ14uaFi7dR2ACdMVXFtOll6SFD8LpI6KPZcii4grzHvODnPHOUJB25seLbWyqGSOik_dFuQceGO6KaA/s1600/Sayfa163+devam%C4%B1.jpg




SAYFA 164-165-166
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgJ7YdtWhAk1IIkWAFRzQCE0LLxI-eQs0aIoXfR4CYYF5E8prNF5oF8deT2LTq3yOObrZW9xXLgAYzu66NdSP_8H7NjDqgrTnYVHBELlTB-IJX4z-TNSydCA7Rv2mV_vMrn4-9IDh6YFiU/s1600/Sayfa164-165-166.jpg




Sayfa 166-167-168-169'un Cevapları
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEi9pfwzox0pB5YDO-gzuIdDAuXGNvOzNfGeVTCvY4VyhlsnsTVrOUwSwDk6sIwDDQx-SaJUXLEXiuRxTataAYN5_CSyXo7gpBeXNVKw2uPpSbtqeHsv4QXuKfXGKJliEVGKO-McVj55cTQ/s1600/Sayfa166-167-168-169.jpg

SAYFA 169-170
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:

1-
Y, D
2-
trajedi
3-
B
4-
A

SAYFA 171:
5- cahil ve okumuş insan arasındaki çatışma anlatılıyor.

SAYFA 172
3.ÜNİTE ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:

1-Y, D
2-
D, D
3-
?
1.boşluk:
geleneksel
2.boşluk:
modern
4-
masal
5-
ilahi
6-
D
7-
A
8-
C
9-
B


SAYFA 173:
10-
D

11-BULMACANIN CEVAPLARI
1-tiyatro
2-
ileti
3-
sahne
4-
zaman
5-
çatışma
6-
anlatıcı
7-
mekan
8-
kurgu
9
-karakter
10
-tip
11
-olay
12
-bakışaçısı

sayfa 176
1-D,Y
2 -D
3-E
4- Sosyal
5-konu, dil ve anlatım özellikleri, yazar...

sayfa 181
1)bilgi vermek tanıtmak
2)ıtrı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi
3)olur çünkü hayatı kişiliğine etki eder
4)verilen bilgi eksik olur.metin içinde belirli bir anlam vardır.
5)4birim
6)bilgi vermek tanıtmak yaşantısı,kişiliği şahsiyeti
buyrun arkdaşlar hepsi doğru

sayfa 181 ve 182
1,
bilgi vermek tanıtmak
2:ıtrı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen herkesi
3:
olur çünkü haytı kişiliğinede etki eder
4:verilen bilgi eksik olur.metin içinde belirli bir anlam vardır
5
:4 birim
6:Bilgi vermek tanıtmak yaşantısı,kişiliği,şahsiyeti

ÖLÇME DEĞERLENDİRME

1:
tanıtmak
2:
b
3:
b ve e
4:
d
5:
bilgi vermek tanıtmak

sayfa 184
1.soru:sanat ve sanatçının hür olması
2.soru:soyut bir kavram ifade etmektedir
anadüşünce:sanat ve sanatçıya baskıların olduğu
3.soru: -
4.soru:
gelir.yazarın duygu ve düşünceleri farklılık gösterir.
anlama yorumlama

sayfa
185
1.soru:
amacı olduğu için bir yazıyla aktarma gereği duyar

Ölçme Değerlendirme:
1.soru : D,D
2.soru : boşluk : yunus emrenin türk dilini en güzel şekilde kullanması
3.soru: D
4.soru:Metnin okuyucuya aktarmak istediğii ileti düşünce bildiri


sayfa 188
1:bir kavramı açıklamak
2:soyut olduğu için anlaşılması çok zor edebiyatla ilgilenenlere daha çok hitap ediyor.
3:Olabilir.farklı anlşatım biçimleri oluşabilir
4: -
5:cvapları kitabın arkasındaki sözlük kısmında var bi gezi yok.gezi:gezilen yerlerin anlatılması
6:felsefi metin
7:günlük gözlemlere yer verilmiş

Anlama ve Yorumlama
1:kişiden kişiy egöre değişir
4:anlatım türü ve konusunu belirler

ölçme değerlendirme:
1: Y
2 : D
2: C
3: Deneme
4: Türü mektuptur.benzetmeler vardır

©blogkafem.blogspot.com web sitesi katkılarıyla
sayfa 189
Ölçme ve Değerlendirme:
1-İkiside doğru
2-C

sayfa 190
3.soru: söyleyişi(sohbet)
4-anlaşılır bir biçimde yazılmıştır.günümüz Türkçesiyle

sayfa 192
ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME:
1.Y,D
2.A
3.E
4.bilgi verir, farklı açıdan bakmamızı sağlar,okuyucuyu düşündürür...

sayfa 195
ÖLÇME DEĞERLENDİRME:
1: D Y
2: zaman mekan
3:mektup


202. sayfanın hazırlık soruları;
1)
yaşadığımız ilin tarihi özellikleri,nüfusu,coğrafi özelliklerini konu alan bir metin yazarak bu özelliklere dikkat ederiz
2)
bu soruda bir yazarın veya santçının özelliklerin istiyor ben Ahmet Hamdi Tanpınar'ı örnek verdim ve ve bir metin yazarken dikkat edeceğimiz özellikler yaşadığı zaman,edebiyata katkıları,çevresi zihniyeti,öğrenim hayatı dikkate alınır


sayfa 204
1-)
Bu metinde dönemin zihniyeti olarak insanların teknolojik gelişmelrden dolayı geceleri çalışmak zorunda olduğunu bazılarının ise sadece gündüzlerin çalıştığını anlayabiliriz.Ayrıca kıtalar arası uçuşlarında olduğu bu metinden anlaşılır.
2-)
Bu metinin yazılış ama bilgi vermek ve yönlerdirmektir. Hedef kitleside uyku sorunu olanlar olabilir
3-)
4 birim vardır işte yazdırmayın onların hepisi metinde adları yazıyo
4-)
Bu metinin ana düşüncesi uykunun sosyal hayatımızdaki yeri ve önemidir.Yazıldığı dönemle ilişkiside işte o dönemde bazı insanlırın gece çalışmak zorunda olduğundan bazı psikolojik felan filan bozukluklar geçirmesi işte ilişkisi böyle
5-)
Burda metin dilin göndergesel işleviyle kullanılmıştır. göndergesel işlev:bilgi vermek için olan vardıya hani işte o.
6-)
Metinin konusunu, dil ve anlatımını etkileyen en önemli unsurlardan birisi hitap ettiği hedef kitlesidir. Metinin dili hitap ettiği hedef kitlesine göre farkılılık gösterir.Örneğin bu metinde hedef kitle biz yani cocuklar ya da normal sıradan bir insan değildir. Çünkü burada bazı bilinmeyen kelimeler vardır. Yani terimler vardır sirkadiyen nörötik kortizol senkronizatör vb. yani bunun hedef kitlesi bu sözleri bilen bu sözler hakkında az çok bilgi sahibi olan kişilerdir. eğer hedef kitle biz olsaydık bu kelimerin anlmı bir parantez içinde verilir ya da uzun uzun anlatılırdı.
7-)
Bu metin bilimsel metindir makaledir. Makale diyince sadece gazete çevresinde gelişen edebi metinlerdeki makale gelmesin aklınıza bizim hoca böyle dedi ben onun yalancısıyım
8-)
-
9-)
Bu bir makaledir nerdenmi anlıyoruz?
çünkü ispatlama var sonra hiç bir öznel yargılara yer verilmemiş.

Sayfa 215

1.
günlük
2.
röpörtaj
3.
-
4.
tarihi
5.
bilimsel
6.
makale
7.
-
8.
fıkra
9.
mizah
10.
hatıra
11.
deneme
12.
mektup
13.
eleştiri
14.
geziyazısı

ARKADAŞLAR !

HATALI , YANLIŞ VE EKSİK CEVAPLAR VARSA LÜTFEN AŞAĞI YORUM OLARAK BİZE BİLDİRİN !!

BAŞARILAR .. !!







Diğer bütün derslerin ödevlerine ulaşmak için buraya tıklayın!


Paylaş

 
 
OrtayiPisletenV1 - Copyrgiht 2013 - Tüm haklarımı annem kaldırdı - Tema Yapımcısı: TanerC.